Yüksekova’nın çığlığına kulak kabarttığınız için teşekkür ederiz Sayın Ali Yiğit… Ama ne gariptir ki, yıllardır kentte olup biten her olayda sessiz kalan, tefecilerin gölgesinde şekillenen düzeni satır aralarında yıllarca görmezden gelen siz, şimdi neden böylesine duygusal ve “ağır” bir yazı kaleme alma ihtiyacı hissettiniz?

Yıllardır gözümüzün önünde yaşanan kepenk kapanmaları, borç batağında tükenen hayatlar ve tehditlerle sindirilen aileler, bugün mü fark edildi? Yoksa bir gazetecinin kalemi, ancak kendi yakın çevresi bu batakta boğulmaya başladığında mı keskinleşiyor?

Hakkâri İçin Kuvvetli Rüzgâr ve Fırtına Uyarısı
Hakkâri İçin Kuvvetli Rüzgâr ve Fırtına Uyarısı
İçeriği Görüntüle

Suskunluğunuzun Bedelini Kim Ödedi?
Sayın Yiğit, siz Hakkari Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak yıllardır bu kentte sözü en çok dinlenen kalemlerden birisiniz. Peki, bu karanlık ağ büyürken siz neredeydiniz? O sessizlik duvarının bir parçası mı oldunuz? Bugün cesaretle yazılmış gibi görünen bu satırlar, geçmişin suskunluğunu aklayabilir mi?

Cesur Yazı mı, Gecikmiş Savunma mı?
Tefecilik ve faiz sarmalına karşı bu çıkış, samimi bir isyan mı, yoksa kendi çıkarlarını kaybetmiş birinin kişisel feryadı mı? Halk bunu da sorguluyor… Zira yıllardır dillendirilen bu sorunlara dair gazeteciler, yazarlar, STK'lar destek beklerken, sizin kaleminizden tek bir cümle çıkmamıştı. Şimdi “herkes konuşmalı” diyorsunuz. Peki o “herkes”e siz ne zaman dahil oldunuz?

Yüksekova’nın Sahipsizliği Yeni mi Fark Edildi?
Yazınızda yer verdiğiniz her cümle, bu kentin gerçekleriyle örtüşüyor. Evet, insanlar korkutuluyor, esnaf boğuluyor, gençler kararıyor. Ama bu karanlığa yıllarca göz yumanlar da, şimdi parmak sallayanlar kadar sorumludur.

Araştırıyoruz: Siz de Tefecilerin Elinde misiniz?
Sayın Yiğit, bu şehirde artık kimsenin dokunulmazlığı yok. Bu satırları yazarken sizin de isminiz araştırılıyor. Eğer gerçekten tefecilerin ağına düşmüşseniz, bunu kamuoyundan gizlemekle, hatta bu düzenin bir parçası hâline gelmekle, en az o tefeciler kadar sorumlusunuz. Çünkü sustukça suç ortaklığı başlar. Gazetecilik makamı, çıkar ilişkilerinin kalkanı değil; halkın vicdanı olmak zorundadır.

Şeffaflık Bekliyoruz
Eğer gerçekten Yüksekova’yı savunuyorsanız, bugünden sonra isim vererek yazın. Hangi mahallede, hangi sokakta, kimler bu düzenin merkezinde? Kimler susturuldu? Kimler susturdu? Gazetecilik sorumluluk ister, cesaret değil yalnızca.

Ve son olarak…
Sayın Ali Yiğit, halkın sorduğu şu soruya da yanıt verin:
Siz de mi tefecilerin eline düştünüz de, şimdi bağırıyorsunuz?
Eğer cevabınız hayırsa, işte tam zamanı: Susanları değil, konuşanları koruyun. Gerçekleri açıklayın. Bu şehir, artık sadece kalemle değil, yürekle savunulsun.