ÖZEL HABER / Yücel Timur
Havaların serinlemesiyle birlikte Hakkari’nin 1900 rakımlı yaylalarını mesken tutan göçerler, yazı geride bırakıp köylerine dönüş yolculuğuna başladı. Doğayla iç içe geçen zorlu ama bir o kadar da anlamlı bu yolculuk, bölgenin kadim kültürünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Zeynep Özek’in Stranları Dağları İnletiyor
Göçerlik ve hayvancılık geleneğini 20 yılı aşkın süredir sürdüren Zeynep ve Selim Özek çifti, yüzlerce koyundan oluşan sürüleriyle üç gün sürecek bu zorlu yolculuğa koyuldu. Çobanlarıyla birlikte dağların sarp patikalarını aşarken, Zeynep Özek’in Kürtçe stranları (türküler) yolculuğa eşsiz bir ahenk katıyor. Dağların sessizliğini delen bu ezgiler, hem sürülere yön veriyor hem de göçün yorgunluğunu hafifletiyor.

Yaylalar Sessizleşiyor, Köyler Canlanıyor
Göçerlerin köylere dönmesiyle yaylalar yeniden sessizliğe bürünürken, köylerde ise hareketlilik başlıyor. Bu dönüş, sadece bir mevsimsel göç değil; doğayla uyumun, emeğin ve kültürel mirasın yüzyıllardır süregelen bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Koyun Sürülerinden Görsel Şölen
Yüzlerce koyunun sarp dağ yollarından süzülerek ilerleyişi, adeta beyaz bir seli andıran büyüleyici görüntüler oluşturuyor. Çan seslerinin yankısı, toz bulutları ve sürülerin ahenkli yürüyüşü, izleyenleri geçmişe uzanan bir masalın içine çekiyor.
Zeynep ve Selim Özek’in özenle yönlendirdiği sürü, göçerlik kültürünün canlı bir sembolü olarak köy yollarına renk katmaya devam ediyor. Bu yolculuk, yalnızca bir mevsim değişiminin değil; doğa, emek ve kültürün iç içe geçtiği eşsiz bir mirasın da izlerini taşıyor.




