Zeydin Kaya ve Güneş Hayva…
Onlar için artık sadece “başkan” demek yetmiyor. Çünkü Hakkâri’de yazılan bu hikâye, klasik bir siyaset haberi değil; bir şehrin çocuklarıyla kurduğu en saf bağın hikâyesi.

Göreve geldikleri günden bu yana attıkları her adımda, sıkılan her elde, çalınan her kapıda aynı sıcaklık hissediliyor. Ancak en çok da çocukların yanında… Çünkü onlar, çocuklara bir protokol misafiri gibi değil; bir ağabey, bir abla, bir aile büyüğü gibi yaklaşıyor.

Zeydin Kaya’nın bir çocuğun göz hizasına inip onunla konuşması sıradan bir an değil; o an, o çocuğun hafızasında yıllarca silinmeyecek bir iz bırakıyor.
Omzuna aldığı bir çocuk, başını okşadığı bir minik, umutla dinlediği bir hayal… İşte gerçek liderlik tam da burada başlıyor. Sözle değil, yürekle kurulan bağda.
Güneş Hayva ise özellikle kız çocuklarının gözlerinde başka bir ışık yakıyor. Onlara sadece “başarabilirsiniz” demiyor; bakışıyla, duruşuyla, cesaretiyle bunu hissettiriyor. Küçük bir çocuğun elini tutarken verdiği güven, bir annenin yüreğine su serpiyor. Onun şefkati, gösterişten uzak; içten, doğal ve derin. “Çocuk gülerse şehir güler”

Okulda Şiddete Karşı Ortak Adım: Önleyici Tedbirler Masaya Yatırıldı
Okulda Şiddete Karşı Ortak Adım: Önleyici Tedbirler Masaya Yatırıldı
İçeriği Görüntüle

Güneş Hayva ise özellikle kız çocuklarına verdiği moral ve özgüvenle adeta bir rol model oluyor. Onlarla sohbet ederken gözlerindeki ışığı fark eden, hayallerini büyütmeleri için cesaret veren sözleriyle yalnızca bugüne değil, yarına da yatırım yapıyor. Çocukların yüzünde beliren o saf tebessüm, Hayva’nın yüreğindeki merhametin en açık yansıması olarak görülüyor.

Vatandaşlar, iki başkanın çocuklara olan bu derin sevgisini “gösterişten uzak, tamamen kalpten” sözleriyle tarif ediyor.

Belki de bu yüzden ziyaretlerde en samimi görüntüler çocukların etraflarında oluşturduğu o kalabalıkta saklı. Çocuklar zorla değil, isteyerek yanlarına koşuyor. Fotoğraf için değil, sarılmak için geliyor. Çünkü sevgi, rol yapılacak bir şey değil; hissedilen bir şeydir.

Hakkari bugün farklı bir tabloya şahitlik ediyor. Bir siyaset anlayışının ötesinde, kalplere dokunan bir yaklaşımın yükselişine…
Ve belki de en önemlisi şu:
Bir şehirde çocuklar bir ismi duyduğunda yüzü gülüyorsa, orada sadece hizmet değil; gerçek bir gönül bağı vardır.

Bu haber belki de bugüne kadar yazılmamıştı. Çünkü herkes yapılan işi gördü ama o işin çocukların kalbinde bıraktığı izi fark etmedi. Şimdi ise o iz, Hakkâri’nin en değerli gerçeği olarak ortada duruyor.