Edinilen bilgilere göre yüklenici firma, köylerde taşımalı eğitim kapsamında öğrencilerin okullarına ulaştırılması için servisçilerle görüşmelerini sürdürüyor. Ancak bazı güzergâhlarda servis sahiplerinin talep ettiği yüksek ücretler nedeniyle anlaşma sağlanamıyor.
Ortaya çıkan tablo ise beraberinde ciddi bir tartışmayı getiriyor. Çünkü söz konusu servislerle taşınacak olanlar yine o köylerde yaşayan ailelerin çocukları.
Kendi Köyünün Çocuğu İçin Neden Bu Kadar Yüksek Ücret?
Elbette servisçilik bir ticari faaliyet. Akaryakıt, bakım, sigorta, personel ve araç giderlerinin karşılanması gerekiyor. Ancak makul kazanç ile şartları fırsata çevirmek arasında önemli bir fark bulunuyor.
Öğrencilerin okula ulaşımı gibi hassas bir konuda, yüklenici firmanın araç bulmak için köy köy dolaşmak zorunda kalması düşündürücü bir tablo ortaya çıkarıyor.
Bugün taşınması gereken çocuklar Hakkâri’nin çocukları. O köylerde yaşayan ailelerin evlatları. Dolayısıyla mesele yalnızca firma ile servis sahibi arasında yapılacak ticari bir pazarlık olarak görülmemeli.
Eğitimin Önüne Ticari Hesap Geçmemeli
Servis sahiplerinin emeğinin ve giderlerinin karşılığını alması elbette gerekiyor. Ancak öğrencilerin eğitime ulaşmasının söz konusu olduğu bir hizmette aşırı ücret taleplerinin süreci çıkmaza sürüklemesi kabul edilebilir bir durum değil.
Bir tarafta eğitim döneminin başlamasıyla okuluna ulaşması gereken öğrenciler, diğer tarafta servis bulmaya çalışan yüklenici firma var. Bu tablonun bedelini ise çocukların ödememesi gerekiyor.
Hakkâri’nin köylerinde öğrenci taşımacılığı bir fırsat kapısı olarak değil, ticari karşılığı bulunan ancak aynı zamanda toplumsal sorumluluk taşıyan bir hizmet olarak görülmeli.
Köylerde yaşayan vatandaşların da servis sahiplerinin de şu gerçeği unutmaması gerekiyor: O araçlara binecek olanlar başkasının değil, kendi köylerinin, komşularının ve akrabalarının çocukları.
Eğitim söz konusu olduğunda makul kazanç elbette olmalı; ancak fırsatçılığa dönüşen taleplere de geçit verilmemeli.