Yapılan teknik incelemelerde 3 bina için “oturulamaz” raporu verilmesi ise tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca birkaç binanın tahliye edilmesiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda yıllardır denetlenmeden ayakta duran riskli yapıların nasıl göz ardı edildiği sorusunu da beraberinde getirdi.
“Bu Sorumluluk Kimin?”
Kentte şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Bu sorumsuzluk kime ait?
Riskli olduğu ortaya çıkan yapılar inşa edilirken yeterli denetim yapıldı mı?
Projeler teknik kurallara uygun muydu?
Zemin etütleri sağlıklı şekilde incelendi mi?
Yoksa yıllardır göz göre göre tehlike mi büyüdü?
Vatandaşlar, olası bir facianın eşiğinden dönüldüğünü belirterek sorumluluğun yalnızca bir kişiye değil; süreçte görev alan müteahhitlerden teknik ekiplere, denetim mekanizmalarından ilgili kurumlara kadar herkes tarafından sorgulanması gerektiğini ifade ediyor.
“Ya Bu Kazı Yapılmasaydı?”
Tahliye edilen binaların, temel kazısı sırasında oluşan hareketlilik sayesinde fark edildiği belirtilirken, birçok kişi “Bu kazı yapılmasaydı belki de çürük yapılar yıllarca fark edilmeyecekti” yorumunda bulundu.
Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan bir bölgede eski yapı stokunun hâlâ kapsamlı şekilde denetlenmemesi eleştirilirken, vatandaşlar olası bir depremde yaşanabilecek can kayıplarına dikkat çekiyor.
“Depremi Beklemeden Önlem Alınmalı”
Yaşanan olay sonrası gözler şimdi Hakkâri’deki eski ve riskli yapılara çevrildi. Vatandaşlar, kent genelinde kapsamlı yapı taraması yapılmasını ve ihmali bulunan kişi ya da kurumlar hakkında gerekli adımların atılmasını istiyor.
“İnsan hayatı hiçbir ranttan, hiçbir ihmalkârlıktan daha değersiz değildir” diyen vatandaşlar, deprem olduktan sonra değil, olmadan önce önlem alınması gerektiğini vurguluyor.