“12 Eylül’ün yaraları hâlâ kapanmadı”
İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen darbe döneminin toplumda bıraktığı derin izlerin devam ettiği belirtildi.
İşkence, idam, sürgün ve ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı döneme dikkat çekilen açıklamada, 1982 Anayasası ve darbe döneminde şekillenen kurumsal yapının etkilerinin günümüzde de sürdüğü savunuldu.
İHD, ifade ve basın özgürlüğü, örgütlenme ve protesto hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması gerektiğini belirterek kayyum uygulamaları, siyasi tutuklamalar ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen uygulamalara tepki gösterdi.
Kürtlere, kadınlara ve mültecilere yönelik nefret söylemlerinin de kaygı verici boyutlara ulaştığı ifade edildi.
“Demokrasi, insan hakları ve barışı savunuyoruz”
Açıklamada, İHD’nin yalnızca askeri darbelere değil, her türlü otoriterleşmeye karşı olduğu vurgulanarak Türkiye'nin demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir anayasal düzene ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
12 Eylül başta olmak üzere Türkiye'deki bütün darbe dönemleriyle yüzleşilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, geçmişte yaşanan hak ihlallerinin ortaya çıkarılması ve mağdurlar açısından onarıcı adalet mekanizmalarının oluşturulması çağrısı yapıldı.
İHD açıklamasında, “Darbeye de otoriterliğe de karşı; demokrasi, adalet ve barış için mücadeleye devam edeceğiz” mesajını verdi.
244. haftada Sabri Çardakçı dosyası gündemde
Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği, 244. hafta buluşmasında ise Sabri Çardakçı’nın öldürülmesine ilişkin dosyayı yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
Açıklamada, 1990'lı yıllarda kamuoyunda “Yüksekova Çetesi” olarak bilinen yapılanmayla bağlantılı olduğu öne sürülen 16 faili meçhul cinayetin yıllardır sonuçlandırılamadığı belirtildi.
İHD’nin açıklamasında, söz konusu yapılanmanın itirafçı Kahraman Bilgiç'in ifadeleri sonrasında ortaya çıkarıldığı; bazı güvenlik görevlileri, korucular, kanaat önderleri ve yerel yöneticilerin adlarının soruşturmalarda geçtiği ifade edildi. Yapılanmaya yönelik adam kaçırma, cinayet, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi ağır suçlamaların yargı süreçlerine konu olduğu hatırlatıldı.
Dernek, çok sayıda delil ve tanık bulunduğu iddiasına rağmen yürütülen yargılamaların önemli bölümünün beraatle sonuçlandığını veya uzun yıllara yayıldığını belirterek adaletin sağlanamadığını savundu.
Sabri Çardakçı’nın öldürülmesi yeniden hatırlatıldı
Açıklamada, Yüksekova’ya bağlı Beşbulak (Dara) köyünde yaşayan Sabri Çardakçı’nın da söz konusu dönemde öldürüldüğü hatırlatıldı.
İHD'nin aktardığına göre Çardakçı, gece saatlerinde evinin önüne gelen kişiler tarafından adıyla çağrılarak dışarı çıkarıldı. Ağabeyinin uyarısına rağmen dışarı çıkan Çardakçı'nın evinin arkasına götürüldüğü, burada ağır şiddete maruz bırakıldıktan sonra silahla vurularak öldürüldüğü ileri sürüldü.
Açıklamada, olayın ardından köylülerin müdahalesi ve görgü tanıklarının anlatımlarına rağmen dosyada faillerin ortaya çıkarılmasını sağlayacak etkili bir hukuki sonuca ulaşılamadığı belirtildi.
AİHM sürecine dikkat çekildi
İHD, Sabri Çardakçı dosyasının ulusal ve uluslararası yargı mercilerine taşındığını da hatırlattı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde, olayla ilgili etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Türkiye aleyhine karar verildiği ifade edildi.
Aradan geçen yıllara rağmen Çardakçı'nın öldürülmesine ilişkin faillerin tam anlamıyla ortaya çıkarılamamasının adalete olan güveni zedelediği vurgulandı.
İHD’den adalet çağrısı
İnsan Hakları Derneği, “Yüksekova Çetesi” olarak anılan yapılanma ve bu yapıyla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilere ilişkin dosyaların etkili ve adil biçimde ele alınmasını istedi.
Geçmişte yaşanan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasının yalnızca mağdur aileleri açısından değil, toplumun adalete olan güveni açısından da büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Açıklamanın sonunda Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği, kayıpların ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yönündeki mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek şu mesajı verdi:
“Son kaybımızın akıbeti açıklanana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”