Siyaset

Öznur Bartin’den TBMM’ye Anadilde Eğitim Çağrısı

“Dilsel Eşitlik Demokratik Bir Zorunluluktur”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan yazılı soru önergesiyle Öznur Bartin, anadilde eğitim ve tehlike altındaki dillerin korunması konusunu Meclis gündemine taşıdı. Bartin, önergesinde sorularının Mehmet Nuri Ersoy tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını talep etti.

Önergede anadilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığına dikkat çekilerek, kimlik, kültürel aidiyet ve toplumsal varoluşun kurucu unsuru olduğu vurgulandı. Anadilin kamusal alandan dışlanmasının, kültürel üretimin ve kuşaklar arası aktarımın zayıflaması anlamına geldiği belirtilirken; bu durumun insan onuru ve eşit yurttaşlık ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.

Bartin, UNESCO tarafından ilan edilen Dünya Anadili Günü’ne atıfta bulunarak, dilsel çeşitliliğin korunmasının ve anadilde eğitimin teşvik edilmesinin demokratik toplumların temel ilkeleri arasında yer aldığını hatırlattı. UNESCO verilerine göre Türkiye’de en az 15 dilin yok olma riski altında bulunduğunu belirten Bartin; Hertevin, Turoyo/Suret, Ladino, Gagavuzca, Romanca, Batı Ermenicesi, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Adigece, Abhazca, Kabardey-Çerkesçe ve Kürtçenin Kirmançkî (Zazaca) lehçesi gibi dillerin ciddi risk altında olduğunu kaydetti.

Önergede, Türkiye’de tarihsel olarak uygulanan tekçi dil politikalarının başta Kürtçe ve lehçeleri olmak üzere birçok anadilin kamusal ve kurumsal kullanım alanlarını sınırladığı ifade edildi. 2012 yılında Kürtçe Kurmancî ve Zazakî’nin “Yaşayan Diller ve Lehçeler” kapsamında seçmeli ders olarak müfredata alınmasının önemli ancak yetersiz bir adım olduğu belirtilirken; öğretmen atamalarındaki eksiklikler ve materyal yetersizliğinin uygulamayı sınırladığına dikkat çekildi.

Bartin ayrıca, yapılan saha araştırmalarına göre katılımcıların yüzde 98,7’sinin çocuklarının anadillerinde eğitim görmesini istediğini, yüzde 91,5’inin ise eğitimin okul öncesinden itibaren anadilde olması gerektiğini ifade ettiğini aktardı. Anadilde eğitimin, bireysel özgürlüklerin gelişimi ile toplumsal barışın kurumsallaşması arasında doğrudan bir bağ kurduğunu belirten Bartin, bu hakkın anayasal ve yasal güvence altına alınmasının uluslararası insan hakları normlarıyla da uyumlu olduğunu vurguladı.

Önergede şu sorular yöneltildi:
Kürtçe ve diğer tehlike altındaki anadillerin korunması ve geliştirilmesine yönelik yürütülen kültürel politikalar, anadilde eğitim hedefiyle nasıl uyumlu hale getirilmektedir?

Anadillerde kültürel üretim, yayıncılık ve akademik çalışmaları desteklemek amacıyla yeni teşvik mekanizmaları oluşturulacak mıdır?
Tehlike altındaki dillerin belgelenmesi ve yaşatılması için uzun vadeli bir ulusal eylem planı hazırlanmakta mıdır?

Bartin, anadilde eğitim hakkının tanınmasının; tarihsel eşitsizliklerin giderilmesi, toplumsal güvenin yeniden inşası ve kalıcı barışın tesis edilmesi açısından kurucu bir işleve sahip olduğunu belirterek, konunun demokratik hukuk devleti ve eşit yurttaşlık ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti