<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ajans30 - Hakkari Haberleri</title>
    <link>https://www.ajans30.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ajans30.com/rss/ust-manset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 00:04:21 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/rss/ust-manset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇUKURCA'NIN TARİHÇESİ]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/cukurcanin-tarihcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/cukurcanin-tarihcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çukurca, Urartu uygarlığının ilk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinmektedir.Abbasiler bu küçük yerleşim yerini "mir" adı verilen dini,siyasi askeri şeflikle yönetmişleridir. Selçuklular döneminde Çukurca İmadiye Beyliği'ne bağlanmıştır. Selçuklular'dan sonra Osmanlı döneminde Hakkari beyliği'ne tabi olmuştur.I. Dünya savaş 'ında Ruslar ve Nasturi 'ler Çukurca yı yakıp yıkmışlardır. Musul sorunu ile önem kazanan Çukurca, 1926 yılında Ankara antlaşması ile Türkiye toprakları içine alınmıştır.6068 sayılı kanunla 1953 yılında ilçe yapılmıştır.</p>



<p>Çukurca nın TUİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre toplam nüfusu 15.294 kişidir Nüfusun 8.247'si ilçe merkezinde 7.047'si de köylerde yaşamaktadır.</p>



<p>Çukurca nın yüzölçümü 1009 km2'dir Doğuda Yüksekova, Batıda Şırnak, kuzeyde Hakkari Merkez ilçe güneyde ise Irak sınırı ile çevrili olup, rakımı1285m'dir. İlçe yerleşim merkezi dağlarla çevrilidir.</p>



<p>Çukurca'dan sanayi kuruluşu yoktur. Hayvancılık köyler boşaltıldığı için oldukça gerilemiştir. En önemli geçim kaynağı memurluğu, koruculuk ve küçük esnaflıktır. Tarıma elverişli arazi az olduğu için tarım ancak aile tüketimine yönelik olarak yapıla bilmektedir. yerleştirilen en önemli tarımsal ürün pirinçtir.</p>



<p>Çukurca'da 16. Yüzyıl Osmanlı Mimari'sinin güzel bir örneği olan Emir Şaban Medresesi vardır. Çukurca Kalesi'nde çok katlı (2-3-4) kesme taştan yapılmış tarihi evler mevcuttur. Ayrıca içine taş merdivenle inilen 5-6 metre derinliğinde, 3-4 metre genişliğinde 4 tane su sarnıcıü bulunmaktadır. Kuzeyi Bey Mahallesinde, akıt denilen taştan kesilmiş su arkı önemli eserlerdendir.</p>



<p><strong>Coğrafi Konumu ve Nüfusu:</strong></p>



<p>Eski adı Çal olan Çukurca Irak sınırının sıfır noktasında 480 km kare yüzölçümüne sahiptir. Doğuda Yüksekova, batıda Şırnak, kuzeyde Hakkari Merkez İlçe, güneyde Irak devlet hududu ile çevrili bir ilçedir. Zap Suyunun araziyi aşındırması nedeniyle engebeli bir coğrafyaya sahip olan Çukurca, deniz seviyesinden 1285 m yüksekliktedir. İl merkezine uzaklığı 75 km’dir.</p>



<p>Çukurca nın TUİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre toplam nüfusu 15.294 kişidir Nüfusun 8.247'si ilçe merkezinde 7.047'si de köylerde yaşamaktadır.</p>



<p><strong>Tarihi:</strong></p>



<p>İlçede hangi tarihte yerleşime geçildiği ve hangi toplulukların yaşadığı kesin olarak bilinmemekle birlikte ilçe, Urartu Uygarlığının ilk yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Abbasiler bu küçük yerleşim yerini “Mir” denilen dini, siyasi, askeri şeflikle yönetmişlerdir. Selçuklular döneminde Çukurca, İmadiye Beyliğine bağlanmıştır. Selçuklulardan sonra Osmanlı Döneminde Hakkari Beyliğine tabi olmuştur. 1880 yılında Şarki-çalüadı ile kaza teşkilatı kurularak Van Sancağına, 1890 yılında ise; tekrar nahiyeye dönüştürülerek Hakkari İl Beyliğine bağlanmıştır. l. Dünya Savaşında Ruslar ve Nasturiler Çukurca’yı yakıp yıkmışlar. Musul sorunu ile önem kazanan Çukurca, 1926 yılında Ankara Antlaşması ile T.C. sınırları içerisine alınmış, 1953 yılında ise ilçe yapılmıştır.</p>



<p><strong>Ekonomik Yapı</strong></p>



<p>İlçenin temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olup, terör nedeni ile gerilemiş ve ciddi bir gelir kaynağı olmaktan çıkmıştır. Halen devlet memurluğu, koruculuk ve küçük esnaflık temel geçim kaynaklarıdır. İlçede her hangi bir sanayii tesisi bulunmadığı gibi ciddi anlamda sanatkar kesimde mevcut değildir.</p>



<p>Bu alandaki eksikliği gidermek üzere 580 metrekare alana sahip küçük bir sanayi sitesi projesi Kaymakamlıkça hazırlanmış Valilikçe de desteklenerek uygulanmaya geçirilmiştir. Projenin uygun nitelikte işyeri temin etme işlevi yanında marangozluk, demir doğrama, oto tamirhanesi, sıhhi tesisatçılık alanlarında atölyeler açılmak suretiyle bu alanlardaki ihtiyaç karşılanarak iş imkanı yaratma ve sanat eğitimini teşvik etme yönü bulunmaktadır. Atölyeler kapsamında 10 milyarlık makine alımı gerçekleştirilmiştir. Projenin Nisan 1999 sonuna kadar tamamlanması planlanmaktadır.</p>



<p>İlçede dar alanda yüksek verim elde etmek ve tarımı geliştirmek amacı ile ilçenin iklim koşulları da göz önüne alınarak kaymakamlıkça seracılık projesi hazırlanarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı kanalı ile uygulamaya 1998 yılı ilkbahar mevsiminden itibaren geçirilmiştir. Proje kapsamında her biri 195 metre kare olan 20 adet sera ile üretim için gerekli tohum, ilaç ve suni gübre bulunmakta, üreticiye teşvik amaçlı olmak üzere ücretsiz olarak temin edilmektedir.</p>



<p>Tarımın canlandırılması yanında geçmiş yıllarda temel geçim kaynağı olan hayvancılığın geliştirilmesi de amaçlanmıştır. Kaymakamlıkça hazırlanan küçükbaş hayvancılık projesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca desteklenmek sureti ile uygulamaya konulmaktadır. Bu kapsamda 8 milyarlık harcama yapılarak yaklaşık 60 aile projeye alınmıştır.</p>



<p>Alternatif üretim biçimlerini ilçe ile tanıştırmak amacıyla alabalık üretim tesisi projelendirilmiş projeye yüzme havuzu da ilave edilerek sosyal boyut kazandırılmıştır. Proje Sayın Valimiz tarafından desteklenerek uygulamaya sokulmuştur.</p>



<p><strong>Tarihi Yerleri</strong></p>



<p><strong>Emir Şaban Medresesi:</strong>ü16.yüzyıl Osmanlı mimarisinin güzel bir örneğini teşkil etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p><strong>Tarihi Taş Evler:</strong>üÇukurca kalesinin yamacına kurulmuş kesme taştan yapılmış tarihi Çukurca evlerinin günümüze kadar uzanmış güzel birer örnekleridir. Tarihi evler çok katlı ve kaleye yaslanmış vaziyette inşa edilmişlerdir.</p>



<p><strong>Bunların dışında:</strong>üÇukurca kalesi, taş merdivenle inilen 5-6 metre derinliğinde 3-4 metre eninde 4 adet su sarnıcı ile Kuzeyi Bey mahallesinde akit denilen taştan kesilmiş su arkı da belli başlı tarihi ören yerlerindendir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/cukurcanin-tarihcesi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 15:43:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/12/cukurca-282.webp" type="image/jpeg" length="22606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YÜKSEKOVA'NIN TARİHÇESİ]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/yuksekovanin-tarihcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/yuksekovanin-tarihcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi bir kent olan Yüksekova'da sürekli yerleşimin M.Ö.7000'lere değin uzandığı kesin olarak bilinmektedir. M.Ö.1000'de ise yörede Urartu Uygarlığı yaşanmıştır. Eski adı Gever olan Yüksekova, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır.</p>



<p>Yüksekova'nın toplam nüfusu 2012 yılı sayımına göre 115,966 kişidir. Bu nüfusun 68,230'u ilçe merkezinde, 47,736'sı ise köy ve beldelerde yaşamaktadır. Nüfus artışı diğer yerleşim yerlerine göre yüksektir. Yüksekova İlçesinin yüzölçümü 2,291 km2'dir. Coğrafi yapı olarak iki kısma ayrılır. Ova kısmı 200.000 dekardır. İklimi karasal iklim özelliğine sahiptir. Yüksekova'ya bağlı 49 köy köylere bağlı 106 mezra bulunmaktadır.</p>



<p>Tarihi eser olarak Urartu Uygarlığının en kalıcı kanıtları ünlü "Ordu Yolu"dur. Bu yol Yüksekova Kelişin Geçiti’nden Van'a uzanmaktadır. Ordu yolu üzerindeki Keleşin ve Topzava Stelleri anıtları üzerinde Urartu diliyle yazılmış yazıtlar vardır ki bu Uygarlıkla ilgili doğrudan bilgiler bu yazıtlardan elde edilmiştir. Büyükçiftlik Beldesi (Hıravat) kalıntıları; Yüksekova'nın batısında Aviş deresi ağzında büyük bir kent ve kale kalıntısıdır. Buranın önemli Urartu kentlerinden Musaşir olduğu sanılmaktadır. Ayrıca Derav Vadisi Gagevran Köy yakınlarında 11.yy'da kayalara oyulmuş kiliseler vardır. Duvarları içten, nişler ve Hz.İsa'nın yaşamını konu alan freskolarla süslüdür. İlçe Merkezine uzaklığı 80 km .dir</p>



<p>GEVEROK vadisinde CİE HANDEV ADE Tepesinde kayalara kazılmış bini aşkın resim bulunmuştur. Bu resimler yapısal özellikleri nedeniyle NEOLOTİK dönemle tarihlenmektedir. M.Ö lOOO'de ise yörede URARTU uygarlığı yaşanmıştır. Bu uygarlığın en kalıcı izleri ise İlçe sınırları içindeki ünlü ORDU yoludur. Bu yol, URARTU krallığının Van Gölü kıyısındaki merkezi TUŞBA'dan (Van İlinin eski ismi)başlayıp CİLO Dağlarına değin uzanmaktadır. GELYAŞİN ve TOPUZAVA anıtları üzerinde URARTU dili ile yazılmış yazıtlar vardır ki; bu uygarlıkla ilgili en doğrudan bilgiler bu yazıtlardan elde edilmiştir.Büyükçiftlik (Hırvata) Köyü kalıntıları, Yüksekova'nın batısında Orışe deresi ağzındaki büyük bir kent ve kale kalıntısıdır. Burası Urartu'nun önemli kentlerinden Musaşir olduğu sanılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Eski adı GEVER olan Yüksekova Kanuni Sultan Süleyman'ın egemenlik yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1. Dünya savaşında Ruslar Yüksekova'yı işgal ettiler. 5 Mayıs 1919'da yerli milis kuvvetleri ve şanlı ordumuz tarafından Yüksekova kurtarılmıştır.</p>



<p><strong>COĞRAFİ YAPI</strong></p>



<p>üYüksekova ilçesi doğuda İran devleti ve Şemdinli ilçesi, güneyde Irak devleti, batıda Çukurca ilçesi ve Hakkari ili, kuzeyde Van ilinin Başkale ilçesi ve İran devleti ile çevrili ülkemizin bir serhat ilçesidir.üYüzölçümü 2291 kilometrekare olup Hakkari iline uzaklığı 80 km 'dir</p>



<p><strong>YÜKSEKOVA'NIN İKLİMİ</strong></p>



<p>Yüksekova ilçesi Doğu Anadolu Bölgesi iklim özelliklerini taşır. Dolayısıyla karasal iklim hüküm sürer.</p>



<p><strong>TARİHİ YERLER</strong></p>



<p>üBüyük Çiftlik (Hırvaté) köyü kalıntıları;üYüksekova'nın batısında Aviş deresi ağzında büyük bir kent ve kale kalıntısıdır. Buranın önemli Urartu kentlerinden musaşir olduğu sanılmaktadır. Ayrıca Derav Vadisi Gegevran köyü yakınlarında 11.yy'da kayalara oyulmuş kiliseler vardır. Duvarları içten, ve Hz. isa 'nın yaşamına konu alan freskolarla süslüdür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/yuksekovanin-tarihcesi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 15:40:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/12/19790324-1200x675-1.webp" type="image/jpeg" length="11552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ŞEMDİNLİ’NİN TARİHÇESi]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/semdinlinin-tarihcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/semdinlinin-tarihcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bölgenin tarih çağına Sümerler ve Akatlar’la girdiği, kentte ilk önce Sümerler’in Hakan Boyu olduğu, sonra Akatlar, Urartu’lar ve Asur’ların bölgede uzun süre yaşadıkları anlaşılmıştır. Bölgenin daha sonra Med’ler, Babiller, Pers’ler, Makedonya’lılar ve Silveskoslar’ın eline geçtiği, Hz.Ömer devrinde İslam ordularının bu bölgeyi Müslüman birliğine kattığı, daha sonra Yavuz Sultan Selim’in 1514 yılında Çaldıran Zaferinden sonra Osmanlı egemenliğine girdiği ve tarih boyunca bir çok kavimlere belde olduğu görülmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Rusların 1853 yılında Türk’lere savaş açması sonunda Dağıstan’daki Şeyh Şamil ile işbirliği yapan Şemdinli’li Seyit Taha düşmana savaş ilan etmiştir. Ölümü üzerine Kardeşi Şeyh Salih Azerbeycanlıları ve Hakkari’lileri Ruslara karşı ayaklandırdı. Fakat güneyde Cizre’de hüküm süren İzzettin Şir Ruslar tarafından kandırılarak isyan çıkarması sağlandı. Yezidi ve Nasturi’lilerle birleşen İzzettin Şir Musul ve Bitlis dolaylarını yağma ile işgal etti. (1854) Fakat Diyarbakırlı Hacı Timur Ağa asileri tamamen ortadan kaldırdı. (1855) sonra Van Sancağına bağlı Şemdinan (Şemdinli) Albak, Çölemerik (Hakkari), Gever (Yüksekova), Beytüşşebap, Çal, tiyari ve Kotur ilçeleri ile birlikte Erzurum Vilayetine bağlandı. 1865’te Van Vilayetinin kurulması ile ilçeler Van’a bağlandı.</p>



<p>1914 ile 1917 tarihleri arasında dört defa Rus işgaline uğramış olan Şemdinli’nin ilk işgali 5 Kasım 1914 olup, Aralık 1914 tarihinde Kuvvetlerimiz tarafından geri alınmıştır. 13 Mayıs 1915 tarihinde ikinci defa Rus işgaline uğrayan ilçe kısa sürede Rus işgalinden kurtarıldı. 31 Temmuz 1916 tarihinde kuvvetlerimiz tarafından Rus’lar tekrar geri püskürtüldü. İşgallerinde ısrarlı olan Rus Kuvvetleri Şemdinli’yi 10 Ağustos 1916 tarihinde dördüncü kez işgal ettiler. Rus’lar ve işbirlikçileri olan Nasturiler kötü düşüncelerine tüm Doğu Anadolu üzerinde olduğu gibi küçük Şemdinli üzerinde de sürdürmeye çalıştılar. Ançak yörenin insanları Ordu birliklerimiz ile el ele vererek onların bu hain emellerine engel oldular. 24 Kasım 1917 tarihinde kuvvetlerimiz tarafından bir daha dönmemek üzere Rus kuvvetlerini geriye kaçırdılar. Şahanklı Sinko Milli Mücadele sırasında 20.nci Kolordu Komutanı Kazım KARABEKİR Paşa ile işbirliği yaparak Yurdumuzdan kovulduktan sonra Urumiye bölgesine çekilen Ermenilerin bölgeye girmelerine engel oldu.</p>



<p>1926 yılında Ankara Antlaşması ile Musul ve Hakkari’nin 5 bölgesi sınır dışı kaldı. Nihayet Çölemerik (Hakkari) , Gever (Yüksekova), Şemdihan (Şemdinli) ilçelerinden meydana gelen Hakkari Vilayeti kuruldu. Cumhuriyet döneminde bir süre Van Vilayeti içerisinde kaldı. 4 Ocak 1936 tarihinde Hakkari tekrar Vilayet olunca Şemdinli de Hakkari’ye bağlandı.</p>



<p><strong>üüüüüüüüüüüüüüüüü COĞRAFİ BİLGİLER</strong></p>



<p>üŞemdinli ilçesi Doğuda İRAN hududu (53 Km.) Güneyde ve Batıda IRAK hududu (117 Km) . Kuzeyde Yüksekova ilçesi (40 Km) olmak üzere 210 Km.lik Mülki sınırlara sahiptir.ü<br><br>İlçe İran ve Irak Devletleri sınırlarında konuşlanmış olmasından dolayı konum itibari ile önem taşımaktadır. Sınır ilçesi olması ve 170 Km.lik Irak ve İran kara sınırları ile çevrili olması Kara ve yaya yoluyla yapılabilecek kaçakçılığa imkan sağlamaktadır. Arazinin çok engebeli ve ormanlık olması nedeniyle bununla mücadelede güçlükler yaşanmaktadır.</p>



<p>Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan İlçemiz tabiat güzelliği bakamından Hakkari ilinin en gözde ilçesidir. Türkiye’nin İran ve Irak’a hudut teşkil eden üçgeninde yer alır. Yüzölçümü 1452 Km2, Rakımı ise 1450 M.dir.</p>



<p>Genellikle dağlık olan ilçemiz alanının %45’i Ormanlık , %41’i tarıma elverişsiz alan, %10’u dört veya beş ay kullanılabilen çayır ve mera ve %4’ü tarıma elverişli alandır. Ormanlarda bulunan ağaçların cinsi genellikle meşedir.</p>



<p>Bölgede önemli dağlar Derecik bölgesinde Katina Tepe, Ortaklar bölgesinde Karadağ, Tahta taş Tepe, Süngü Tepe ve Akpınar Dağıdır. Ayrıca Eldir, Elmira, Geveroki dağları ilçemiz sınırlar içerisindedir. Bölgemiz Ova yönünden çok fakir olmasına rağmen büyük ve küçük 15 kadar yayla bulunmaktadır. En önemlilerinden Helana, Geveruk, Bestereş, ve Kani Haydar sayıla bilir. Yaylalar yılın Nisan ve Ekim aylarında barınmaya imkan verir.</p>



<p>Bölgemizde Haruna geçidi, Şapatan geçidi, Mezar gediği, Ortaklar Gediği, Ulaşan Gediği, Katina Boğazı , Gilini Gediği, Su Gediği önemli gedik ve geçişlerdir.</p>



<p>İlçemiz Doğu Anadolu Bölgesinde bulunmasına rağmen iklimi oldukça değişiktir. Yazlar oldukça sıcak geçmesine karşın, kışları genellikle kar yağışlı ve ılımandır. İlkbahar ve Sonbahar mevsimleri yağmur, kışlar kar yağışlı olup, yaz mevsimi kurak geçer. Kar yağışı genellikle Ocak ayında gerçekleşir. Rüzgar genellikle Güneybatıdan eser ve şiddetli görüldüğü ay Kasım ayıdır. Yüksek zirvelerde kış aylarında sis görülür. Şemdinli –Yüksekova karayolu belli yerlerde kış aylarında buzlanma yapar, yoğun kar yağışı, çığ ve aşırı rüzgarın etkisi ile belirli zamanlarda kapanır.</p>



<p>Bölgenin genelde Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya meyilli bir arazi yapısına sahip olması akarsu yönünden zengin olmasını sağlamıştır. Ancak Akarsuların rejimi bu dağlık yapı nedeniyle düzgün değildir. En önemlisi Şemdinli Çayı’dır. Bu çaya bağlı Kayalar ve Tanyolu’ndan gelen koluyla, Güzelkonak bölgesinden gelen kolu, Zorgeçit bölgesinde birleşerek daha batıda Konur’dan gelen Gülkan çayıyla birleşip Ormancık bölgesinden geçip Batıda Irak topraklarına akar. Diğer önemli akarsu Güneyimizde Irak Devletiyle hududumuzu teşkil eden Hacıbey Çayıdır. Bu akarsular kış ve bahar aylarında köprüler dışında geçit vermezler. İlçemizde Göl, Gölet ve Baraj bulunmamaktadır.</p>



<p>üüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüü<strong>NÜFUS VE İDARİ YAPI</strong></p>



<p>2012 Nüfus sayımına göre Merkez Nüfusuü21.048,ü Belde veüköylerin nüfusuü46.125 olmak üzere toplam 67.173’tür.</p>



<p>Şemdinli 01.06.1932 yılında yürürlüğe giren 2042 sayılı Kanunla Bucak yapılmıştır. 20.05.1935 tarihinde Hakkari ili lağvedilince Van iline bağlanmıştır. 1936 yılında Hakkari tekrar Vilayet olunca Şemdinli ilçe statüsü kazanıp Hakkari iline bağlanmıştır.</p>



<p>Merkeze bağlı 19 Köy ( Alan, Altınsu, Anadağ, Korgan, Yaylapınar, Uğuraçan, Tütünlü Gelişen, Günyazı, Kayalar, Öveç, Ortaklar, Bağlar, Boğazköy, Konur, Beyyurdu, Çatalca,Bozyamaç, Çubuklu) ve bunlara bağlı 79 mezra ile Drecik Beldesi ve bu beldeye bağlı 14 mezra bulunmaktadır. 5 Köy merkezi; Ayranlı, Meşelik, Anadağ, Boğazköy, Çevre ve 8 köye bağlı 14 mezra Ayranlı (Merkez, Üzümkıran), Anadağ(Merkez), Gelişen’Koryürek, Toklu, Suçıktı, Mordağ, Karakoç), Bozyamaç (Öncü), Korgan (Tuğlu,Aşağı Tuğlu,Kola), Kayalar (Erikli, Seçkin Mağaraönü), Ortaklar (Ormancık) güvenlik nedeniyle daha önceki yıllarda boşaltılmış olup, bu köylerden Çevre, Ayranlı ve Meşelik Köylerinin mühürleri geri alınmıştır.</p>



<p>İlçe Mülki sınırlar içerisinde iki belediye, Şemdinli Belediye Başkanlığı ile Derecik Beldesi Belediye Başkanlığı ve bunlara bağlı 9 mahalle bulunmaktadır. (Şemdinli Belediyesi Sınırları içerisinde; Yeni Mahalle, Moda Mahallesi ve Yayla Mahallesi. Derecik Beldesi Belediye Sınırları içerisinde; Merkez Mahallesi, Balkaya Mahallesi, Güney Mahallesi, Hacıbey Mahallesi, Vapurtepe Mahallesi ve Orta Mahalle)</p>



<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/semdinlinin-tarihcesi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 15:34:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/12/kayme-sarayi-hakkarinin-tarihi-ihtisami-H1565842-11.webp" type="image/jpeg" length="91898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DERECİK'İN TARİHÇESi]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/derecik-gecmisin-izinde-gelecegin-esiginde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/derecik-gecmisin-izinde-gelecegin-esiginde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Derecik, Hakkâri'nin güneydoğusunda, Türkiye–Irak sınır hattında yer alan; doğası, kültürel dokusu ve sınır konumuyla bölge için önemli bir yerleşim merkezidir. Konumu; deniz seviyesinden yaklaşıkü<strong>1.450 metre</strong>üyüksekte olup, Şemdinli’ye yaklaşıkü<strong>65 km</strong>, Hakkâri merkeze yaklaşıkü<strong>195 km</strong>üuzaklıktadır. Bu coğrafi özellikler Derecik’i ulaşım ve iklim açısından kendine özgü kılmıştır.</p>



<p>Modern idari tarihte Derecik, 25 Ekim 1995 tarihinde belediye statüsü alarak birü<strong>belde</strong>üolarak teşkilatlanmıştır. Bu tarih, Derecik’in yerel yönetim deneyiminin başlangıcı olarak kabul edilir ve belde dönemi boyunca bölgesel hizmetlerin yaygınlaşmasında önemli rol oynamıştır.ü</p>



<p>Uzun yıllar Şemdinli’ye bağlı bir belde olan Derecik, yapılan yasal düzenlemeler sonucu 2018 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. 18 Ekim 2018 tarihinde gerçekleşen bu teşkilatlanma ile Derecik, Hakkâri’ye bağlı müstakil bir ilçe olarak idari ve hizmet yapısını güçlendirmiştir. İlçe statüsü, Derecik’e yerel yönetimde daha geniş yetki ve kaynak kullanma imkânı sağlamıştır.ü</p>



<p>Derecik ve çevresi, tarih boyunca sınır ticareti, göç yolları ve yerel kültürel etkileşimlerin kesişim noktasında bulunmuştur. Günümüzde ise özellikle sınır kapısı çalışmaları ve bölgesel kalkınma projeleri, ilçenin ekonomik potansiyelini ve ulaşım bağlantılarını ileriye taşıma yönünde önemli fırsatlar sunmaktadır. İlçemizin kırsal yerleşimleri; mahalleler, köyler ve mezralarla birlikte zengin bir yerel yaşam barındırır.ü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Derecik, doğal güzellikleri, sıcak yerel halkı ve stratejik konumuyla Hakkâri’nin genç ve dinamik ilçelerinden biridir. Belediye olarak hedefimiz; tarihimizden ve coğrafyamızdan güç alarak altyapı, sosyal hizmetler ve ekonomik fırsatları geliştirip, ilçemizi sürdürülebilir bir gelecek için hazırlamaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/derecik-gecmisin-izinde-gelecegin-esiginde</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 15:29:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/12/4bc6dc5d-4198-40d7-81fb-044fbf645b7d.webp" type="image/jpeg" length="28514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukların dikkati sessizce pazarlanıyor]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/cocuklarin-dikkati-sessizce-pazarlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/cocuklarin-dikkati-sessizce-pazarlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dikkatini dağıtan şey yalnızca oyunlar değil. Algoritmalar, onların zamanını, kararlarını ve üretkenliğini etkileyen görünmez bir sisteme dönüşmüş durumda. Peki çocukların dikkati nasıl ekonomik bir değere çevrildi?</p>



<p>Bir genç, kitabın ilk sayfasını açar ama bir türlü devam edemez. Ders çalışan bir çocuk her iki dakikada bir telefona uzanır. Gün sonunda neyin “vakit kaybı” olduğu bile artık net değildir. Çünkü dijital çağda dikkat, yalnızca bireysel bir beceri değil, sistemli biçimde tüketilen bir kaynak.</p>



<p>Dikkat, teknoloji devlerinin yeni para birimi. Sosyal medya, video platformları veü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/oyun/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>üuygulamaları, özellikle çocukların sınırlı dikkat süresini hedef alıyor. Bu sistemde dikkat, ne kadar çok elde tutulursa o kadar değerli. Ancak asıl sorun, bunun çoğu zaman çocuklar ve ebeveynler fark etmeden gerçekleşmesi.</p>



<figure class="wp-block-video"></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Dikkat neden hedefte?</h2>



<p>Çocuklar artık yalnızca ekran karşısında vakit geçirmiyor; aynı anda birden fazla dijital işle uğraşıyor. Hem video izliyor, hem mesaj yazıyor, hem de sosyalü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/medya/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">medya</a>üakışınaü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/goz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">göz</a>üatıyorlar. Araştırmalar, bu çoklu görev halinin beyinde dikkatle ilgili merkezleri yorduğunu gösteriyor. Bu yorgunluk kısa vadede öğrenme zorluğu, uzun vadede ise kalıcı odaklanma sorunlarına dönüşebiliyor.</p>



<p>Bu sınırlı dikkat süresi, dijital platformlar içinü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/altin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">altın</a>üdeğerinde. Çünkü çocukların içerikte ne kadar kaldığı, hangi görsele tıkladığı, hangi sesi tercih ettiği gibi her hareketi takip ediliyor. Toplanan veriler, çocukların ilgi alanlarını tanımlamak için kullanılıyor.</p>



<p>Sonuçta çocuklar, algoritmaların önerdiği içeriklerle kendi ilgi döngüsüne sıkışıyor. Dikkatini verdiği her içerik, daha fazlasını karşısına getiriyor. Böylece dikkat, kişisel bir beceri olmaktan çıkıyor; yönlendirilen, ölçülen ve pazarlanan bir veriye dönüşüyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Süre değil, dikkat ölçülüyor</h2>



<p>Eskidenü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/dijital-bagimlilik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dijital bağımlılık</a>üdenince, çocukların ekran karşısında geçirdiği süreye bakılırdı. Şimdi ise odakta bambaşka bir ölçüm var: Dikkat.ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/cocuk/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Çocuk</a>übir videoyu ne kadar izliyor, bir içerikte kaç saniye kalıyor, hangi uygulamaya ne zaman geçiyor? Artık ölçülen ekran süresi değil, dikkat süresi.</p>



<p>2025 Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) medya raporuna göre, 8–16 yaş arası çocukların %74’ü günde en az 4 saat ekran başında vakit geçiriyor. Ancak bu sürenin nasıl kullanıldığı daha önemli: Aynı rapor, bu çocukların %61’inin içerik tüketirken bir yandan başka bir uygulamaya geçtiğini, yani dikkatlerinin bölündüğünü gösteriyor.</p>



<p>UNESCO’nun 2024 Dijital Okuryazarlık Raporu ise başka bir soruna işaret ediyor: Çocukların yalnızca %18’i, dijital içeriklerin manipülatif yönlerini ayırt etmeye yönelik bir farkındalık eğitimi almış durumda. Ekran süresi artsa da, eleştirel dijital okuma becerisi aynı oranda gelişmiyor. Bu da çocukları manipülasyona daha açık hale getiriyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Peki neden bu kadar kolay etkileniyorlar?</h2>



<p>Çocuk beyni hala gelişim sürecinde. Özellikle 10–17 yaş arasında beynin ön bölgesi (prefrontal korteks), karar alma, plan yapma ve dikkat yönetimiyle ilgili. Bu bölge, yetişkinlere kıyasla daha kırılgan. O nedenle algoritmaların önerdiği içeriklere direnç daha az.</p>



<p>Ayrıca dopamin sistemi, hızlı uyarıcılarla kolayca tetikleniyor. Bu da “beğeni” almak, “bildirim” görmek, “video akışı” izlemek gibi eylemleri bağımlılığa yakınlaştırıyor. Bu sistem bir kez harekete geçtiğinde, çocuklar sıkıcı buldukları her etkinlikten daha hızlı uzaklaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<h2 class="wp-block-heading">Dikkat artık kişisel bir alan değil</h2>



<p>Bir zamanlar dikkat, bireyin kendi kontrolünde olan, kişisel bir zihinsel beceriydi. Ancak dijital çağda bu alan kişisel olmaktan çıktı. Artık ne izlediğimiz, neye tıkladığımız, hangi içeriğe ne kadar süreyle odaklandığımız sistemli biçimde kaydediliyor. Bu veriler analiz edilerek dev bir pazarlama ekonomisine dönüştürülüyor.</p>



<p>Harvard Üniversitesi’nin 2024 Medya Ekonomisi Raporu’na göre, dijital reklam sektörünün 2025’te 875 milyar doları aşması bekleniyor. Bu devasa ekonomik büyümenin temelinde, dikkatini uzun süre ekran başında tutan kullanıcılar yer alıyor. Bu kullanıcıların önemli bir bölümü, henüz 18 yaşını bile doldurmamış çocuklar ve gençler. Ekran süresi, reklam değeri; reklam değeri ise dikkat verisiyle şekilleniyor. Kısacası, çocukların dikkati artık sadece bilişsel bir yeti değil; ekonomik bir değere dönüşmüş durumda.</p>



<p><a href="https://www.trthaber.com/haber/cocuk/ebeveynler-cocuklariyla-dijital-ucurumu-nasil-kapatabilir-886757.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a></p>



<figure class="wp-block-image"><a class="site-url" href="https://www.trthaber.com/haber/cocuk/ebeveynler-cocuklariyla-dijital-ucurumu-nasil-kapatabilir-886757.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/2300000/dijital-dunya-cocuk-getty-2300341_3.jpg" alt="Ebeveynler çocuklarıyla dijital uçurumu nasıl kapatabilir?"/></a></figure>



<p><a href="https://www.trthaber.com/haber/cocuk/ebeveynler-cocuklariyla-dijital-ucurumu-nasil-kapatabilir-886757.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ebeveynler çocuklarıyla dijital uçurumu nasıl kapatabilir?</a></p>



<h2 class="wp-block-heading">Peki ne yapılabilir?</h2>



<p>Uzmanlar, çözümün yalnızca ekran süresi sınırlandırmasında olmadığını vurguluyor. En önemli adım: Dikkatin nasıl işlediğini çocuklara öğretmek. Yani “dijital dikkat okuryazarlığı” kazandırmak. Bu; algoritmaların nasıl çalıştığını, içeriklerin nasıl manipüle ettiğini ve zihinsel yorgunluğun nasıl fark edileceğini anlatan birü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">eğitim</a>üyaklaşımı.</p>



<p>Bunun yanında, ailelerin “dijital sessizlik” alanları oluşturması öneriliyor. Örneğin, yemek sırasında telefon kullanımını yasaklamak ya da haftada bir gün “ekransız gün” belirlemek gibi küçük adımlar, çocuklarda içsel odaklanmayı yeniden inşa edebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/cocuklarin-dikkati-sessizce-pazarlaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 15:45:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/dijital-dunya-cocuk-getty-2300341_2.jpg" type="image/jpeg" length="49564"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kitap okumayan bir kuşak mı yetişiyor?]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/kitap-okumayan-bir-kusak-mi-yetisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/kitap-okumayan-bir-kusak-mi-yetisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar artık birbirlerine okudukları kitapları değil, ekranlarda oynadıkları oyunları anlatıyor. Kitap, günlük hayatın doğal bir parçası olmaktan çıkıp sadece bir seçenek haline geliyor. Bu sessiz değişim, çocukların zihinsel dünyasında kalıcı izler bırakıyor.</p>



<p>UNESCO’nun 2023 Kültür Göstergeleri Raporu, çocukların kitapla geçirdiği sürenin ekran başında harcadıklarına kıyasla yüzde 10’un bile altında kaldığını gösteriyor. Yani kitap artık yalnızca alternatiflerden biri. Ne zorunlu, ne doğal, ne de cazip.</p>



<p>TÜİK’in 2024 verilerine göre ise Türkiye’deki çocukların yüzde 42’si düzenli kitap okumuyor. Her 10 çocuktan 4’ü, kitapla kurduğu ilişkiyi sürdüremiyor.</p>



<figure class="wp-block-video"></figure>



<p>Dijital içerikler kitapla yarışmıyor, onu geçiyor</p>



<p>Dijital dünyanın sunduğu içerik hacmi ve cazibesi, kitapların çok ötesinde. Birü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/youtube/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">YouTube</a>üvideosu çocuklara hem görsel hem işitsel uyarıcılar sunarken, kitap sadece yazılı bir anlatım sunuyor. Bu durum, çocukların dikkatini daha hızlı çeken ekrana yönelmelerini kaçınılmaz kılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Çocukların maruz kaldığı içerik akışı da kitap okumaya olan ilgiyi zayıflatıyor. TikTok,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/instagram/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Instagram</a>ügibi platformlar; saniyeler içinde tüketilen videolarla zihinsel hıza hitap ediyor. Kitap ise sabır, odaklanma ve hayal gücü gerektiriyor. Bu da çocuklara artık “zaman kaybı” gibi gelebiliyor.</p>



<p><img alt="Fotoğraf: Getty" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-1218225082(1).jpg">[Fotoğraf: Getty]</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ailede kitap yoksa çocukta alışkanlık gelişmiyor</h2>



<p>Sorunun tek kaynağı dijitalleşme değil. Evdeki okuma kültürü, çocuğun kitapla kurduğu ilişkiyi doğrudan etkiliyor. Yapılan araştırmalara göre evinde kitap bulunan ve ebeveyni kitap okuyan çocuklar, diğerlerine göre 6 kat daha fazla kitap okuma eğilimi gösteriyor.</p>



<p>TÜİK’in güncel verileri Türkiye’de yetişkinlerin neredeyse yarısının yılda yalnızca 1 kitap okuduğunu ortaya koyuyor. Bu da çocuklar için iyi bir örnek oluşturmuyor.</p>



<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/cocuk/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Çocuk</a>ükitapla tanışmadan önce, o kitabı bir yetişkinin elinde görmeli. Ayrıca ebeveynlerin kitapla ilgili söylemleri de fark yaratıyor. Kitabı “ödül” gibi değil, “ödev” gibi sunmak, çocukları kitaptan daha da uzaklaştırıyor. “Önce kitabını oku, sonraü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/oyun/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>üoynarsın” cümlesi bile çocuk zihninde kitabı cezalandırıcı bir unsur gibi kodluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ne yapılabilir?</h2>



<p>Evde okuma kültürü oluşturulmalı:üEbeveynlerin çocuklarla birlikte kitap okuması, okuma alışkanlığının gelişmesinde en etkili yollardan biri.<br>Kitaplar ulaşılabilir olmalı:üEvde her çocuğun erişebileceği bir kitaplık oluşturmak, görsel bir hatırlatma işlevi görüyor.<br>Kütüphanelerü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">teşvik</a>üedilmeli: Okul ve mahalle kütüphanelerinin çocuklara yönelik programlar düzenlemesi, okuma alışkanlığını destekliyor.<br>Kitaplar görev değil,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kesif/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">keşif</a>üolarak sunulmalı: Kitaplar “sorumluluk” gibi değil, “merak uyandıran kapılar” olarak tanıtılmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/kitap-okumayan-bir-kusak-mi-yetisiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 15:42:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/cocuk-kitap-getty-1657754_2.jpg" type="image/jpeg" length="68151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bipolar bozukluk çocuklarda nasıl fark edilir?]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/bipolar-bozukluk-cocuklarda-nasil-fark-edilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/bipolar-bozukluk-cocuklarda-nasil-fark-edilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlik çağındaki ani ruh hali değişimleri “ergenlik” diyerek geçiştiriliyor. Oysa bazı belirtiler, bipolar bozukluğun sessiz adımları olabilir. Tanı geciktiğinde gençlerin eğitimi, sosyal ilişkileri ve ruhsal dayanıklılığı derin şekilde etkileniyor.</p>



<p><a href="https://www.trthaber.com/etiket/ergenlik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ergenlik</a>üyılları, duyguların hızla değiştiği, kimliğin şekillendiği ve ilişkilerin yeniden tanımlandığı bir dönem. Ancak bazı çocuk ve gençler için bu iniş çıkışlar, yalnızca büyümenin bir parçası değil, altta yatan bir rahatsızlığın işareti olabilir. Bipolar bozukluk, bu noktada fark edilmeden ilerleyen sessiz bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu zaman "depresyon" ya da "kararsızlık" gibi etiketlerleü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/goz/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">göz</a>üardı edilen bu tablo, zamanla akademik başarıyı, sosyal ilişkileri ve özgüveni zedeleyebiliyor.ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Enerji</a>üartışı, azalanü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/uyku/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">uyku</a>üihtiyacı ve coşkulu ruh hali ile seyreden hipomani dönemleri ise tanının yıllarca ertelenmesine yol açabiliyor.</p>



<p>Peki, bipolar bozukluk çocuk ve gençlerde nasıl ayırt edilir? Depresyondan farkı nedir? Erken tanı neden bu kadar kritik? Tüm bu soruları, Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesiü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/psikiyatri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Psikiyatri</a>üUzmanı Bilge Çınar ile konuştuk.</p>



<figure class="wp-block-video"></figure>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>



<li></li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Ani ruh hali değişimi: Ergenlik mi, bipolar bozukluk mu?</h2>



<p>Çocuklar ve gençler günümüzde yalnızca dış dünyayla değil, iç dünyalarındaki iniş çıkışlarla da başa çıkmak zorunda kalıyor. Özellikle ergenlik çağında görülen yoğun duygusal dalgalanmalar çoğu zaman “geçici” ya da “ergenlik krizi” gibi tanımlanıyor. Ancak bu belirtiler, bipolar bozukluk gibi ciddi psikiyatrik rahatsızlıkların da habercisi olabilir. Bilge Çınar, depresyon ve bipolar bozukluk arasındaki farkı şöyle anlatıyor:</p>



<p>“Depresyon, iki hafta veya daha uzun süre boyunca kişinin kendini mutsuz, üzgün, çökün hissetmesi, geçmişte keyif aldığı şeylerden keyif almamaya başlaması, uyku ve iştah değişimleri, değersizlik düşünceleri gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bipolar bozuklukta ise bu tabloya manik veya hipomanik dönemler de eşlik eder. Yani duygu durum bir uçtan diğerine salınır.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hipomani neden fark edilmiyor?</h2>



<p>Bipolar bozukluk, çoğu zaman depresyon ataklarıyla başlıyor. Bu da ilk başta tanının yanlış konulmasına yol açabiliyor. Özellikle hipomani evresi, hem birey hem de ailesi tarafından “olumlu bir ruh hali” olarak algılanabiliyor. Bilge Çınar, bu dönemin neden gözden kaçtığını şöyle açıklıyor:</p>



<p>“Hipomani döneminde kişi kendini normale göre daha güçlü, daha özgüvenli, daha enerjik hisseder. Uyku ihtiyacı azalır, riskli kararlar alabilir. Ama tüm bunlar bir hastalık belirtisi olarak görülmez. Çevre tarafından kişilik özelliği sanılabilir.”</p>



<p><img alt="Fotoğraf: Getty" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-109707074.jpg">[Fotoğraf: Getty]</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tanı konulmazsa hayat nasıl etkileniyor?</h2>



<p>Bipolar bozukluğun tanısı geciktikçe, çocukların ve gençlerin yaşam kalitesi düşüyor. Ani iniş çıkışlarü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">eğitim</a>ühayatında istikrarsızlığa, arkadaş ilişkilerinde güvensizliğe veü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/aile/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">aile</a>üiçi çatışmalara yol açabiliyor. Çınar, bu sürecin sonuçlarını şöyle özetliyor:</p>



<p>“Depresyon döneminde kişi öz bakımını bile yapmakta zorlanabilir. Hipomani veya mani döneminde ise verdiği ani kararlar maddi sorunlara, yasal problemlere, eğitim hayatının aksamasına neden olabilir. Aile ilişkileri zarar görebilir. Bu yüzden erken fark edilmesi çok önemli.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Damgalama yerine destek: Aileler ne yapmalı?</h2>



<p>Toplumda bipolar bozukluk hala yanlış etiketlerle tanımlanıyor. “Dengesiz”, “tutarsız” ya da “güvenilmez” gibi sıfatlarla anılan gençler, hastalıklarının getirdiği belirtiler nedeniyle dışlanabiliyor. Çınar, bu noktada ailelere ve öğretmenlere önemli bir sorumluluk düştüğünü vurguluyor:</p>



<p>“Bipolar bozukluk kişinin kendi iradesiyle gelişen bir durum değildir. Beynin kimyasal işleyişindeki dengesizlikten kaynaklanan biyolojik bir hastalıktır. Eğer kişinin hiç normal olmadığı bir ruh haline geçtiği görülüyorsa bu kişilik özelliği değil, bir hastalık belirtisidir. Yakınları mutlaka bir uzmana yönlendirmeli.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<h2 class="wp-block-heading">Erken tedavi, yeni bir başlangıç demek</h2>



<p>Bipolar bozukluk, tanı konulduktan sonra kontrol altına alınabilen bir hastalık. Doğru tedaviyle çocuk ve gençler yaşamlarına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor.</p>



<p>“Bu hastalık tedaviyle kontrol altına alınabilir. Psikiyatri uzmanından bilgi almak, düzenli takip ve sosyal destekle, kişinin yeniden birü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/atak/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">atak</a>ügeçirmesi önlenebilir. Eğitimine, işine, sosyal hayatına sağlıklı biçimde devam edebilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/bipolar-bozukluk-cocuklarda-nasil-fark-edilir</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 15:40:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/dehb-cocuk-mucadele-getty-2229933_2.jpg" type="image/jpeg" length="65212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[LGS ve YKS’de başarının anahtarı: Kitap okumak]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/lgs-ve-yksde-basarinin-anahtari-kitap-okumak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/lgs-ve-yksde-basarinin-anahtari-kitap-okumak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarında görülen azalma özellikle LGS ve YKS gibi sınavlara hazırlananlar için önemli bir dezavantaj oluşturuyor. Çünkü yeni nesil sorularda başarılı olmanın yolu, okuduğunu anlayabilme ve yorumlayabilme becerisinden geçiyor.</p>



<p>Son yıllarda öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarında belirgin bir düşüş gözlemleniyor. Dijital ekranların başında vakit geçirme süresinin giderek arttığı günümüzde, kitap okumak birçok öğrenci için ikinci plana atılmış durumda. Bu da özellikle Liselere Geçiş sınavı (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) gibi geleceği şekillendiren sınavlara hazırlanan öğrenciler açısından önemli bir dezavantaj yaratıyor.</p>



<p>Peki, öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarında nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Düzenli okuma, sınav başarısına nasıl katkı sağlıyor?ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/ankara/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ankara</a>üÜniversitesiü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Eğitim</a>üFakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sever merak edilen soruları yanıtladı.</p>



<p>Düzenli kitap okuyan öğrenciler, sadece kelime dağarcıklarını değil, düşünme hızlarını, dikkatlerini ve metinler arasında ilişki kurma becerilerini de geliştirirler. Bu da özellikle paragraf, yorum ve grafik okuma sorularında belirgin bir avantaj sağlıyor.</p>



<p>Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sever</p>



<h2 class="wp-block-heading">Okumak kadar ne okunduğu da önemli</h2>



<p>Öğretmenlerden ve velilerden sık sık öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının azaldığına dair geri bildirim aldıklarını söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Sever, “Ancak burada ilginç bir durum var... Öğrenciler dijital ortamlarda, doğrudan maruz kaldıkları ya da bilinçli olarak okudukları içerikler sayesinde aslında oldukça fazla okuma yapıyorlar” diyor.</p>



<p>Bu noktada öğrencilerin dijital ortamlarda yaptığı okumaların eğitim hayatlarına veya gelişimlerine yaptığı katkılar ise tartışılır durumda. “Öğrencilerin sosyalü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/medya/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">medya</a>ügönderileriü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/oyun/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>üiçi metinler, blog yazıları gibi farklı kaynaklardan yaptıkları okumalar, birbirinden kopuk lego parçaları gibi dağınık duruyor” tespiti yapan Prof. Dr. Sever, okudukları sözcük sayısına bakıldığında aslında önceki kuşakları bile geçtiklerini ifade ediyor.</p>



<p>İşte sorun da tam burada başlıyor. Prof. Dr. Sever, bu okumaların sistematik ve bütünlüklü bir anlam dünyası oluşturmadığının altını çizerek bir örnekle açıklıyor:</p>



<p>“Bunu, doyurucu bir öğün yerine anlık olarak tüketilen atıştırmalıklara benzetebiliriz. Yani değişen şey, öğrencilerin ne kadar okudukları değil, ne okudukları... Sanıldığı kadar az okumuyorlar; sadece farklı ve parçalı biçimlerde okuyorlar.”</p>



<p><img alt="Fotoğraf: Depo Photos" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/DepoPhotos_18735309.jpg">[Fotoğraf: Depo Photos]</p>



<h2 class="wp-block-heading"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/lgs/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">LGS</a>üve YKS’de okuduğunu anlayanlar başarılı</h2>



<p>Kitap okuma alışkanlığı edinmek tüm öğrenciler için önemli olsa da özellikle LGS veü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/yks/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">YKS</a>ügibi sınavlara hazırlananlar için durum çok daha kritik. Nitekim gerek LGS gerekse YKS gibi merkezi sınavlarda başarı yalnızca konu bilgisine değil; okuduğunu anlama, analiz etme, çıkarım yapma ve eleştirel becerileri ölçmeye de dayanıyor.</p>



<p>Araştırmalara göre YKS Türkçe testinde en başarılı yüzde 10’luk dilimin, haftalık ortalama okuma süresinin günde 30 dakikanın üzerinde olduğunu belirten Prof. Dr. Sever, bunun sınava katkısını şöyle anlatıyor:</p>



<p>“Düzenli kitap okuyan öğrenciler, sadece kelime dağarcıklarını değil, düşünme hızlarını, dikkatlerini ve metinler arasında ilişki kurma becerilerini de geliştirirler. Bu da özellikle paragraf, yorum ve grafik okuma sorularında belirgin bir avantaj sağlıyor.”</p>



<p>Sınavlarda öğrencilerin sıkça karşılaştığı yeni nesil sorularda başarı sağlamanın yolu ise okuduğunu anlamaktan geçiyor. Yeni nesil soruların çözümü için öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlaması değil, bağlam içinde bir yere oturtması ve analiz etmesi gerekiyor. “Öğrenciden bildiklerini işlemesi bekleniyor” diyen Prof. Dr. Sever, bunun da tamamen okuduklarını anlamalarına bağlı olduğunun altını çiziyor:</p>



<p>“Anlamadan bunları yapması mümkün değil. Okuma becerisi artık aracı değil, merkezi bir beceriye dönüştü.”</p>



<p>İstesek de istemesek de bu çocuklar ekranın karşısında önemli miktarda zaman geçirecekler. Çocuklar dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılamaz fakat kitapla teknoloji arasında köprüler kurulabilir. Örneğin, kitapların dijital versiyonlarını sesli kitaplarla desteklemek, QR kodlarla hikayeyi genişletmek, karakterlerin yer aldığı mini videolarla okuma sürecini etkileşimli hale getirmek çocukların ilgisini artırır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/aile/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Aile</a>ürol model olmalı</h2>



<p>Peki, çocuklarının kitap okuma alışkanlığı edinmesini isteyen ya da okumadıklarından yakınan aileler ne yapmalı? Bunun göründüğü kadar kolay olmadığının altını çizen Prof. Dr. Sever, öncelikle aile, arkadaşlar, sınıf gibi çocukların içinde bulunduğu çevrenin kitap okuma davranışını destekleyici olmasının önemine değiniyor Prof. Dr. Sever. Özellikleü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/anne/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">anne</a>üve babanın kitap okuma konusunda rol model olması gerektiğini vurguluyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>“Kitap okumak maalesef okullardaki ve ailelerdeki yanlış uygulamalar nedeniyle bir çeşit zorunlu görev ve hatta çocukları oyundan ve eğlenceden uzaklaştıran ceza gibi görülmeye başlandı. Hayatın doğal akışının bir parçası olarak yer almadığı takdirde kitap okuma bu çerçevede kalmaya devam edecektir.”<br>Diğer bir konu ise çocukların ilgisini çekecek kitapları okumaları konusunda onları desteklemek. Çünkü çocuklar genellikle ailelerinin okumalarını istedikleri kitapları okumak istemiyor. Dolayısıyla okunan kitaplarla ilgili aile içindeki paylaşım da çocukların gelişimlerine, okuduklarını anlamlandırmalarına önemli katkılar sağlayabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kitap için “dijital” tavsiyeler</h2>



<p>Gelelim dijitalleşmenin çocukların kitap okuma alışkanlığı üzerindeki etkilerine… “Dijital çağda çocukların kitapla bağını güçlendirmek gerekiyor” şeklinde konuşan Prof. Dr. Sever, ailelere günümüze uygun bazı “dijital” tavsiyelerde de bulunuyor:</p>



<p>“İstesek de istemesek de bu çocuklar ekranın karşısında önemli miktarda zaman geçirecekler. Çocuklar dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılamaz fakat kitapla teknoloji arasında köprüler kurulabilir. Örneğin, kitapların dijital versiyonlarını sesli kitaplarla desteklemek, QR kodlarla hikayeyi genişletmek, karakterlerin yer aldığı mini videolarla okuma sürecini etkileşimli hale getirmek çocukların ilgisini artırır. Böylelikle ekranda okudukları dağınık lego parçaları olmaktan öteye geçerek anlamlı bütünler haline gelebilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/lgs-ve-yksde-basarinin-anahtari-kitap-okumak</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 15:38:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/kitap-2407972_2.jpg" type="image/jpeg" length="83770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkâri Valisi Ali Çelik ve Başkanlar Bakanlık Kapılarını Tek Tek Açtı]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/hakkari-valisi-ali-celik-ve-baskanlar-bakanlik-kapilarini-tek-tek-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/hakkari-valisi-ali-celik-ve-baskanlar-bakanlik-kapilarini-tek-tek-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkâri Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, AK Parti İl Başkanı Zeydin Kaya ve AK Partili belediye başkanlarıyla birlikte Ankara’da bakanlık ziyaretleri gerçekleştirdi. Kültür ve turizmden ulaşıma, enerjiden sosyal projelere kadar birçok alanda Hakkâri için önemli destekler sağlandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225626-1024x633.jpg" alt="" class="wp-image-10425"/></figure>



<p><strong>Kültür ve Turizm İçin Görüşmeler</strong></p>



<p>Vali Ali Çelik, İl Başkanı Zeydin Kaya ve belediye başkanları, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya geldi. Görüşmede Hakkâri’nin kültürel mirasının korunması, turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve yeni projeler masaya yatırıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225445-1024x643.jpg" alt="" class="wp-image-10427"/></figure>



<p><strong>Ulaşımda Dev Projeler</strong></p>



<p>Heyet, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nu ziyaret ederek Hakkâri’nin ulaşım taleplerini aktardı.</p>



<p><strong>Karasu–Yeniköprü Duble Yolu</strong></p>



<p><strong>Yeniköprü–Merkez Tünel ve Viyadük</strong></p>



<p><strong>Yüksekova Tüneli</strong></p>



<p><strong>Sınır Kapısı Yolları</strong></p>



<p><strong>Şemdinli Çevre Yolu</strong></p>



<p>gibi projeler gündeme geldi. Vali Çelik, “Bu projeler Hakkâri’nin ulaşımda çehresini değiştirecek” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225536-1-1024x572.jpg" alt="" class="wp-image-10428"/></figure>



<p><strong>Enerji Altyapısında Yeni Adımlar</strong></p>



<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yapılan görüşmede Hakkâri’nin enerji altyapısının güçlendirilmesi ve yeni yatırımların planlanması kararlaştırıldı. Vali Çelik, “Hakkâri için verimli ve geleceğe dönük bir görüşme oldu” diyerek Bakan Bayraktar’a teşekkür etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225509-1024x642.jpg" alt="" class="wp-image-10429"/></figure>



<p><strong>İçişleri Bakanlığı’nda Hakkâri Masada</strong></p>



<p>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile yapılan görüşmede Hakkâri’de yürütülen çalışmalar ve vatandaşların talepleri ele alındı. Vali Çelik, “Sayın Bakanımızın güçlü desteğini her daim yanımızda hissediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225417-1024x664.jpg" alt="" class="wp-image-10430"/></figure>



<p><strong>Sosyal Güvenlik ve İstihdam Konuları</strong></p>



<p>Heyetin son durağı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan oldu. İstihdam programları, sosyal güvenlik ve iş gücü destekleri görüşülerek Hakkâri’ye yönelik yeni projeler değerlendirildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225727-1024x648.jpg" alt="" class="wp-image-10431"/></figure>



<p><strong>Birlik ve Dayanışma Vurgusu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Vali Ali Çelik, AK Parti İl Başkanı Zeydin Kaya ve belediye başkanlarının uyumlu çalışmasının Hakkâri’ye büyük bir kazanım sağladığını vurgulayarak şunları söyledi:<br>“Her bakanlık ziyaretinde şehrimize gösterilen ilgi ve destek bizleri daha da motive ediyor. İl Başkanımız ve belediye başkanlarımızla birlikte Hakkâri için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/IMG_20251002_225601-1024x643.jpg" alt="" class="wp-image-10434"/></figure></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Manşet, Ekonomi, Hakkari, Gündem, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/hakkari-valisi-ali-celik-ve-baskanlar-bakanlik-kapilarini-tek-tek-acti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 23:16:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/10/InShot_20251002_230247530-scaled.jpg" type="image/jpeg" length="18915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Tatil Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/uzmanindan-tatil-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/uzmanindan-tatil-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinde çocukların “canım sıkılıyor” demesi ebeveynleri telaşlandırıyor. Ancak Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’e göre sıkılmak, çocuk gelişimi açısından son derece doğal ve hatta faydalı. Peki çocuklar tatilde nasıl vakit geçirmeli? Ebeveynler nelere dikkat etmeli?</p>



<p>Yaz tatili, özellikle çalışan anne-babalar için çocukların evde geçirdiği uzun saatleri yönetme sürecine dönüşüyor. Bu süreçte çocuklardan sıkça duyulan “canım sıkılıyor” cümlesi ise birçok ailede endişeye neden oluyor. Ancakü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/cocuk/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Çocuk</a>üGelişimi Uzmanı Emine Ergün, sıkılmanın çocuk gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirtiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">“Sıkılmak normaldir, hatta gereklidir”</h2>



<p>Emine Ergün’e göre çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin sıkılmak çok doğal bir duygudur. Ancak çocuk sıkıldığında hemen bir etkinlik planlamak ya da ekran açmak yerine bu sıkılmaya alan tanımak gerekiyor.</p>



<p>“Eğer çocuk her sıkıldığında birileri onun yerine çözüm üretiyorsa, bu durum çocuk için bir konfor alanı yaratır. Ve bu konfor, çocuğun sıkılma hâlini daha da artırır,” diyen Ergün, artan sıkılmaların çoğu zaman çocuktan çok yetişkinin tutumuyla ilgili olduğunu vurguluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sıkılmak yaratıcılığı tetikliyor</h2>



<p>Sıkılmanın, çocuğun hayal gücünü geliştirdiğine dikkat çeken Ergün, “Aynı oyuncaklarla farklı oyunlar kurmak, farklı materyallerle yeni şeyler üretmek, kitapları yeniden okuyup yeni anlamlar çıkarmak… Tüm bunlar sıkılmanın ardından gelen yaratıcılığın göstergesidir,” diyor. Ayrıca sıkılan bir çocuğun kendini tanıma, dikkatini toplama, yeni uğraşlar geliştirme gibi çok yönlü beceriler kazandığını da ekliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ekran açmak çözüm değil, alışkanlıktır</h2>



<p>Ergün’e göre çocuk sıkıldığında ekran açmak ya da sürekli yeni etkinlikler sunmak, çocuğun içsel çözüm üretme kapasitesini zayıflatıyor.</p>



<p>“Çocuk zamanla şunu öğreniyor: ‘Sıkıldım dersem hemen çözüm gelir.’ Bu durumda çocuk gerçekten çözüm aramaz, sadece çözüm bekler. Bu da onu edilgenleştirir,” diye uyarıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Program değil, esneklik</h2>



<p>Tatilde her anı planlamanın çocuk için yorucu olabileceğini belirten Ergün, doğal akışın önemine değiniyor:</p>



<p><em>“Sabah etkinlik, öğleden sonra oyun, akşam film gibi bir program elbette olabilir. Ama tüm günü detaylıca planlamak yerine bazen dışarı çıkmak, bazen evde oturmak, bazen birlikte bir ev işi yapmak çocuğa da nefes alanı açar. Esas olan, bu planlamanın çocukla birlikte yapılmasıdır,” diye konuşuyor.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">“Çocuğun oyununa eşlik edin, ama teslim olmayın”</h2>



<p>Oyunların çocuğun en doğal iletişim ve öğrenme alanı olduğunu hatırlatan Emine Ergün, çocuğun kendi oyununu kurabilmesinin çok değerli olduğunu söylüyor.</p>



<p>“Günümüzde ebeveynler oyuncaklarla birlikteü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/oyun/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>üsenaryosu da veriyor. Ya da çocuk bir oyun kuruyor,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/ebeveyn/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ebeveyn</a>üsadece itaat ediyor. Oysa gerçek oyun, hem çocuğun yönettiği hem de ebeveynin fikir sunduğu, itiraz ettiği, varlık gösterdiği bir alandır,” diyerek oyunda dengenin önemine dikkat çekiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">“Ne yapalım?” sorusu çok kıymetli</h2>



<p>Sıkılan bir çocuğa yaklaşımda da çözüm üretmek yerine süreci çocuğa bırakmanın önemini vurgulayan Ergün, “Ne yapalım sence? Aklına bir şey geliyor mu?” gibi sorularla çocuğun düşünmeyeü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tesvik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">teşvik</a>üedilmesini öneriyor.</p>



<p>“Anne-baba olarak her sıkıldığında çözüm üretirsek, o sıkılma hiç bitmeyecek. Halbuki biraz düşünmesine fırsat verirsek çocuk kendi çıkış yolunu da öğrenir,” diyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ev işleri de gelişim alanıdır</h2>



<p>Tatilde çocuklara sadece oyun ve etkinlik değil, günlük yaşam becerilerinin de kazandırılması gerektiğini belirten Ergün, bunun için küçük yaşlara uygun sorumluluklar verilmesini öneriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>“Meyve soymak, çamaşır asmak,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/market/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">market</a>üalışverişine katılmak, temizlik yapmak, hatta kendi öz bakımını üstlenmek… Bunlar çocuğun özgüvenini ve yaşam pratiğini geliştirir.ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tatil/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Tatil</a>üsadece oyun değil, hayatın içine dahil olma sürecidir,” ifadelerini kullanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/uzmanindan-tatil-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 10:21:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/09/315313.jpg" type="image/jpeg" length="91637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İncirin Anavatanında 42 Çeşidi Var]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/incirin-anavataninda-42-cesidi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/incirin-anavataninda-42-cesidi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz kuşağının mucize meyvesi incirin anavatanı Anadolu olarak biliniyor. Dünyanın tek İncir Araştırma Enstitüsü’ne sahip olan Türkiye’de, çeşit sayısı son tescillerle 42’ye ulaştı. 2024’te 375 bin ton incir ürettik, en çok Almanya’ya ihraç ettik.</p>



<p>İncir meyvesinin anavatanı Türkiye olarak kabul ediliyor. Araştırmalara göre incir, Anadolu’dan Suriye, Filistin ve Ortadoğu’ya yayıldı. Sonraü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/hindistan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Hindistan</a>üve Çin’e kadar geniş bir bölgeye ulaştı. Bugün dünyanın dört bir yanında incir üretilse de halen en çok tercih edileni Türkiye’de üretilen incirler oluyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-121221987.jpg" alt="İncirin anavatanında 42 çeşidi var"/></figure>



<p><strong>Antioksidan zengini</strong></p>



<p>İncir, çok tatlı birü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/meyve/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">meyve</a>üolması yanında antioksidan zengini olarak biliniyor. Kalp ve kemik sağlığı için faydalı olması, lif zengini olması, magnezyum, potasyum ve K vitamini içermesi nedeniyle de sağlıklı beslenme için diyetisyenler tarafından tavsiye ediliyor. Ayrıca Kuran’da anılan bitkilerden biri olması Müslümanlar arasında popüler olmasının nedenlerinden biri. Ancak kökleri çok güçlü bir ağaç olması nedeniyle duvarları yıkabiliyor, altyapıya zarar verebiliyor. Bu nedenle, “Ocağına incir ağacı dikmek” şeklinde bir deyim de var.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/%C4%B0NC%C4%B0R%C4%B0N%20ANAVATANI%20T%C3%9CRK%C4%B0YE.jpg" alt="İncirin anavatanında 42 çeşidi var"/></figure>



<p><strong>Çeşit sayısı 42’ye ulaştı</strong></p>



<p>Dünyanın tek ‘İncirü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Araştırma</a>üEnstitüsü’ Türkiye’de bulunuyor. Tarım veü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/orman/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Orman</a>üBakanlığı bünyesinde 1938 yılında kurulan enstitü, kuru incir üretiminde dünya lideri, taze incir üretiminde ise dünya üçüncüsü olan Türkiye’de, bu meyvenin korunması ve geliştirilmesi çalışmalarını yürütüyor. Son olarak iki türün daha tescil edilmesiyle, Türkiye genelinde incir türü sayısı 42’ye yükseldi. Bunlar içinde en çok tercih edilenler ise Sarılop, Sarızeybek, Divrek Kara, Akça, Bardakçı, Yeşilgüz,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/bursa/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bursa</a>üSiyahı, Morgüz, Sultan Selim, Siyah Orak ve Beyaz Orak.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/bursa%20siyah%20AA-35577498.jpg" alt="İncirin anavatanında 42 çeşidi var"/></figure>



<p><strong>3 ayrı bahçedeü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/genetik/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">genetik</a>ükoruma</strong></p>



<p>Türkiye’den ve dünyadan toplanan 284 dişi, 70 erkek incir çeşit ve genotipi,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tarim-ve-orman-bakanligi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Tarım ve Orman Bakanlığı</a>üİncir Araştırma Enstitüsü tarafından kurulan 3 ayrı bahçede koruma altında tutuluyor.</p>



<p>Enstitüde ayrıca melezleme veü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/mutasyon/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">mutasyon</a>üyoluyla yeni çeşitler geliştirilmesi, iklim değişikliği ve kalite, sulama-gübreleme, raf ömrü, kurutma tüneli kullanımı, hastalık ve zararlılarla mücadele, iyi tarım uygulamaları gibi araştırmalar da yapılıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35180900.jpg" alt="İncirin anavatanında 42 çeşidi var"/></figure>



<p><strong>Lider Türkiye</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>2024 verilerine göre, Türkiye 375 bin ton taze incir üretti. Bunun yüzde 55,89’u (209 bin 590 ton) Aydın’da, 386 bin dönüm alanda üretildi. İzmir, yüzde 22,07’lik üretim payı ile ikinci sırada (82 bin 781 ton), Bursa yüzde 8,82 ile (33 bin 79 ton) ile üçüncü sırada yer aldı. 2017-2023 yıllarında, incir üretim alanlarında yüzde 14, üretim miktarında ise yaklaşık yüzde 16’lık bir artış sağlandı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-13086398.jpg" alt="İncirin anavatanında 42 çeşidi var"/></figure>



<p><strong>En çok ihracat Avrupa’ya</strong></p>



<p>Türkiye en çok kuru incir ihracatını Avrupa’ya yapıyor. İlk sıralardaü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/almanya/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Almanya</a>üveü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/rusya/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Rusya</a>ügelirken, 2023’te 54 bin 64 ton incir ihraç edildi ve 198 milyon 914 binü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/dolar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dolar</a>ügelir elde edildi. 2023’te taze incirin yüzde 41’i Almanya’ya, yüzde 11’i ise Rusya’ya gönderildi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-35572840.jpg" alt="İncirin anavatanında 42 çeşidi var"/></figure></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/incirin-anavataninda-42-cesidi-var</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 10:17:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/09/incirler-2367178_2.jpg" type="image/jpeg" length="71983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Türk Makarnası Seviyor]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/dunya-turk-makarnasi-seviyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/dunya-turk-makarnasi-seviyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, geçen yıl 2 milyon tonun üzerinde makarna üretti, bunun 1,4 milyon tondan fazlasını ihraç etti. Türkiye, dünyada makarna ihraç eden ülkeler içinde İtalya'dan sonra ikinci sırada yer alıyor.</p>



<p>Makarna, hububattan elde edilen ürünü daha uzun süre saklayabilmek adına icat edilen bir besin. Pişmemiş ancak kurutulmuş hamurun içindekiü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/su/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">su</a>ümiktarının yok denecek kadar azalması ve sertleştirilmesiyle icat edildi ve yüz yıllardır, insanlığın en sevdiği besinler arasında yer aldı.</p>



<p>Türk mutfağında ‘erişte’ gibi klasik şekillerde ve evde üretimi de yapılabilen makarnayı, 13’üncü yüzyılda Çin’e seyahat eden gezgin Marco Polo’nun Avrupa’ya tanıttığı düşünülüyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-23667217.jpg" alt="Dünya Türk makarnası seviyor"/></figure>



<p><strong>Pratik ve lezzetli</strong></p>



<p>Endüstriyel üretimde makarnanın hammaddesinin ‘durum buğdayı’ adı verilen sertü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/bugday/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">buğday</a>ütürü oluşturuyor. Genellikle sıcak, tuzlu suda haşlanarak yumuşatılan makarna, hem pratik bir yemek hem de oldukça lezzetli. Bu nedenle de tüm dünyada mutfakların vazgeçilmezi durumunda. Diğer karbonhidratlara göre daha yavaş sindirildiği için uzun süre tok tutması nedeniyle tercih ediliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/DU%CC%88NYA%20TU%CC%88RK%20MAKARNASI%20SEVI%CC%87YOR%201.jpg" alt="Dünya Türk makarnası seviyor"/></figure>



<p><strong>İlk fabrika 1922’de</strong></p>



<p>Türkiye’de ilk makarna fabrikası, 1922 yılında İzmir’de kuruldu. Soyadı Kanunu’ndan sonra ‘Piyale’ soyadını alan Hasan Tahsin Bey tarafından kurulan fabrika, günlük 850 kilo üretim yapabiliyordu. 1950’lerde çok sayıda başka fabrika piyasaya girdi. 2025 yılı itibariyle Türkiye’nin yıllık üretim kapasitesi 3 milyon tona yükseldi. Makarnanın üretildiği illerin başında ise Gaziantep, Mardin, Ankara,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/mersin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Mersin</a>üveü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/cankiri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Çankırı</a>ügeliyor. Ülke genelinde toplam 25 makarna fabrikası var. Bunların 9’u Gaziantep’te bulunuyor.</p>



<p><strong>En çok buğday Şanlıurfa’dan</strong></p>



<p>Türkiye’de 2024’te 4,4 milyon ton durum buğdayı üretildi. Toplam buğday üretiminin yüzde 18,98’ini durum buğdayı oluşturdu. En çok durum buğdayı üretimi ise Şanlıurfa’da yapıldı. Bu ili Konya, Mardin,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/diyarbakir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Diyarbakır</a>üveü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/yozgat/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Yozgat</a>ütakip ediyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-23667218.jpg" alt="Dünya Türk makarnası seviyor"/></figure>



<p><strong>Türk makarnası seviliyor</strong></p>



<p>Türkiye, 2012'den bu yana makarna ihracatında dünyanın en büyük ikinci tedarikçisi konumunu koruyor. Tonaj bazında İtalya’nın ardından gelen Türkiye, küresel kuru makarna ihracatının yaklaşık dörtte birini tek başına gerçekleştiriyor. Türkiye’yi Mısır, İspanya ve Belçika izliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36008512.jpg" alt="Dünya Türk makarnası seviyor"/></figure>



<p><strong>5 ayda 8 milyon dolarlık ihracat</strong></p>



<p>Makarna üretiminde zirve 2021 yılında yakalanmıştı. 2021’de 2 milyon 97 bin ton makarna üretildi. 2023’te ise bu rakam 1 milyon 970 bin tona düştü. 2024’te yeniden 2 milyon 82 bin tona yükseldi. Türkiye’nin 2024’te yurtdışına sattığı makarnanın getirisi ise 817 milyonü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/dolar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">dolar</a>üolarak hesaplandı.</p>



<p>2025’in ilk 5 aylık döneminde 581 bin ton makarna ihraç edildi ve 459 milyon 231 bin dolar döviz girdisi sağlandı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/AA-36008510.jpg" alt="Dünya Türk makarnası seviyor"/></figure>



<p><strong>En çok ihracat Gana’ya</strong></p>



<p>2025’in ilk 5 aylık döneminde ihracatta Gana, İtalya, Somali,ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/japonya/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Japonya</a>üve Benin başı çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>2024’te ise en çok ihracat Cezayir, Somali, İtalya, Gana veü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/venezuela/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Venezuela</a>üyapılmıştı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/nihat%20uysall%C4%B1.jpg" alt="Dünya Türk makarnası seviyor"/></figure>



<p><strong>Durumun anavatanı Türkiye</strong></p>



<p>Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (MÜSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Uysallı ise Türk makarnasının bu kadar çok sevilmesini şöyle açıklıyor:</p>



<p>“Dünyanın Türk makarnası sevdiği doğru ancak iki çeşit makarna ihraç ettiğimizi unutmamak lazım.ü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/afrika/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Afrika</a>üülkelerinde genellikle ekmeklik buğdaydan yapılan makarna türü tercih edilirken, diğer bölgelere durum buğdayından yapılan makarna ihraç ediyoruz. Bunun çok sevilmesi ve çok talep görmesi de şaşırtıcı değil çünkü durum buğdayının anavatanı Türkiye. Bu buğday türü, Anadolu’dan dünyaya yayılmış durumda. Gen kaynağı Türkiye. Böyle olunca da en kaliteli durum buğdayları Türkiye’de yetiştiriliyor. Dünyanın en kaliteli durum buğdayıyla, en kaliteli makarnalarını yapıyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/dunya-turk-makarnasi-seviyor</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 10:14:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/09/makaroni-2386836.jpg" type="image/jpeg" length="33225"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Baba-Oğul Hikayesi]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/bir-baba-ogul-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/bir-baba-ogul-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan sınırındaki Kars yaylalarında çobanlık yapan Eyüp Çakır'ın okul tatillerinde yanına gelen oğlu Hamza, kuzularla özel bir bağ kuruyor.</p>



<p>Kars’ın <a href="https://www.trthaber.com/etiket/bayraktar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bayraktar</a> Köyü yaylalarında, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/ermenistan/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ermenistan</a> sınırının hemen yanı başında Eyüp Çakır sürülerinin peşinde günlerini geçiriyor</p>



<p>Aslen Ağrılı olan Çakır, birkaç yıl önce inşaatta yaşadığı iş kazasının ardından çobanlığa yöneldi.<br>“Dağda taşta hayvanın peşinde kafa daha rahat, daha sakin” diyerek mesleğini anlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Çakır için bu meslek, hayata yeni bir başlangıç anlamı taşıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/vlcsnap-2025-08-29-11h25m34s072.png" alt="Kars yaylalarında bir baba-oğul hikayesi"/></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Hayvanlarla kurulan özel bağ</h2>



<p>Eyüp Çakır için çobanlık yalnızca geçim kaynağı değil, aynı zamanda sorumluluk ve sevgi işi oldu.</p>



<p>“Hayvana çocuk gibi bakmak lazım, biberonla emzirdiğimiz kuzular bile oldu” sözleriyle hayvanlara duyduğu bağlılığı ifade etti.</p>



<p>Onun için sürüler sadece emek değil, aynı zamanda doğayla kurduğu en güçlü bağlardan biriydi.</p>



<p>Bu bağlılık, mesleğini gururla yapmasının en önemli nedeni oldu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/vlcsnap-2025-08-29-11h24m20s571.png" alt="Kars yaylalarında bir baba-oğul hikayesi"/></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Zorlu doğa şartları</h2>



<p>Yayla hayatı güzelliklerinin yanında zorlukları da beraberinde getirdi.</p>



<p>Eyüp Çakır, özellikle yağmur ve sisli günlerde kurtların sürülere yaklaştığını söyledi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/vlcsnap-2025-08-29-11h25m47s044.png" alt="Kars yaylalarında bir baba-oğul hikayesi"/></figure>



<p>“Bazen günümüz sabah dört buçukta başladı, akşam sekizde bitti” diyerek mesleğin ağır yükünü anlattı.</p>



<p>Buna rağmen doğada olmanın huzuru, yaşanan zorlukları kendisine unutturdu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/vlcsnap-2025-08-29-11h28m24s058.png" alt="Kars yaylalarında bir baba-oğul hikayesi"/></figure>



<h2 class="wp-block-heading">10 yaşındaki Hamza, kuzulara olan sevgisiyle dikkat çekiyor</h2>



<p>Çakır’ın en büyük destekçisi okul tatillerinde yaylaya gelen oğlu Hamza oldu.</p>



<p>“Çobanlıkta kuzular tatlıdır” diyen Hamza gününü kuzularla dolaşarak geçiriyor.</p>



<p>Babasının yanında olmak ise kendisi için hem birü<a href="https://www.trthaber.com/etiket/oyun/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">oyun</a>ühem de sorumluluk anlamına geliyor</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/vlcsnap-2025-08-29-11h26m21s199.png" alt="Kars yaylalarında bir baba-oğul hikayesi"/></figure>



<h2 class="wp-block-heading">Hayalindeki meslek doktorluk</h2>



<p>Hamza her ne kadar kuzuların peşinde koşsa da, geleceğe dair büyük bir hayali vardı.</p>



<p>“Doktor insanlara yardım ediyor, onları iyileştiriyor. Ben de o yüzden doktor olmak istiyorum” diyerek hayalini paylaşıyor</p>



<p>Yayla günleri ise Hamza Çakır için bu hayalin ilham kaynaklarından biri oluyor</p>



<p><a href="https://www.trthaber.com/#" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a></p>



<figure class="wp-block-image"><a class="site-url" href="https://www.trthaber.com/#" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/2386000/ali-mert-senturklu-2386041.jpg" alt="Ali Mert Şentürklü"/></a></figure>



<p><a href="https://www.trthaber.com/#" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ali Mert Şentürklü</a></p>



<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/bir-baba-ogul-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 10:10:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/09/hamza-cakir-2393016_2.jpg" type="image/jpeg" length="16255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari’de 10 Yıl 5 Ay Hapis Cezası Bulunan Şahıs Yakalandı]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/hakkaride-10-yil-5-ay-hapis-cezasi-bulunan-sahis-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/hakkaride-10-yil-5-ay-hapis-cezasi-bulunan-sahis-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkari İl Jandarma Komutanlığı, aranan şahısların yakalanmasına yönelik yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda önemli bir operasyona imza attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p><strong>Şemdinli’de Yol Kontrolünde Yakalandı</strong></p>



<p>Edinilen bilgilere göre, hakkında zimmet suçundan 10 yıl 5 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.G. isimli şahıs, Şemdinli ilçesindeki Durak Yol Kontrol Noktası’nda jandarma ekiplerince yapılan kimlik kontrolü sırasında yakalandı.</p>



<p><strong>Cezaevine Gönderildi</strong></p>



<p>Yakalanan şahıs, işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Hakkari Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na teslim edildi.</p>



<p><strong>Jandarma’dan Suçla Mücadele Mesajı</strong></p>



<p>Hakkari İl Jandarma Komutanlığı, suç ve suçlulara karşı mücadelenin yasal çerçevede kararlılıkla sürdürüleceğini kamuoyuna duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet, Asayiş</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/hakkaride-10-yil-5-ay-hapis-cezasi-bulunan-sahis-yakalandi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 23:29:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/IMG-20250818-WA0030.jpg" type="image/jpeg" length="70649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçlarının Göz Sağlığını Tehdit]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/zayiflama-ilaclarinin-goz-sagligini-tehdit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/zayiflama-ilaclarinin-goz-sagligini-tehdit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar, zayıflama ilacı kullanan tüm diyabet hastalarının potansiyel göz komplikasyonları için düzenli taramadan geçmesini ve takip edilmesini öneriyor.</p>



<p>İki yeni çalışmada, zayıflama ilaçlarının bazı kişilerde görme kaybına yol açan ciddiügözühastalıklarına neden olabileceği öne sürüldü.</p>



<p>JAMA'da yayımlanan bir çalışmada, yaklaşık 1,5 milyon kişiden elde edilen veriler değerlendirilerek semaglutid veya tirzepatid gibi ilaçları kullananüdiyabetühastalarında optik sinir bozuklukları riskinin arttığı tespit edildi.</p>



<p>Araştırma özellikle nonarteritik anterior iskemik optik nöropati (NAION) adı verilen nadir ancak ağır bir rahatsızlığa işaret ediyor. Bu hastalıkta optik sinire giden kan akışının aniden azalması veya engellenmesi sonucu "göz felci" yaşanıyor. Araştırmacılar, The Conversation'da yazdıkları makalede, hastaların bunu ancak bir gözlerinde görme kaybı yaşadıktan sonra fark ettiğini belirtiyor.</p>



<p>Hastalığın herhangi bir tedavisi yok.</p>



<p>Daha önce yapılan bir çalışmada bir hastada semaglutidin yan etkisi olarak NAION görülme olasılığının 10 binde bir olduğu belirtilmişti. Ancak son araştırmada, semaglutid veya tirzepatid kullanan 159 bin tip 2 diyabet hastasının 35'inde (yaklaşık 2 bin 500'de 1) NAION geliştiği saptandı.ü</p>



<p>Araştırmacılar, "İki yıllık takip süresince semaglutid veya tirzepatid grubundaki 35 hastada NAION görüldü" diyor.</p>



<p><em>93 hastadaysa başka optik sinir hastalıkları vardı.</em></p>



<p>Aynı bilimsel dergide yayımlanan ve 185 bin kişiyi içeren bir başka büyük çalışma, GLP-1 RA'lar diye bilinen zayıflama ilaçlarını, retinadaki kan damarlarının hasar görmesi anlamına gelen diyabetik retinopati riskinin artmasıyla ilişkilendiriyor.</p>



<p>Ancak araştırmacılar her iki çalışmada da GLP-1 ilaçları kullanan katılımcılarda, diyabetik retinopati nedeniyle görme yetisini tehdit eden komplikasyonların daha az ortaya çıktığını ve diğer diyabet ilaçlarını kullananlara kıyasla, daha düşük oranda ameliyat gerektiren göz tedavisine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>



<p>Araştırmacılar, ilaçları kullanmanın bu tür rahatsızlıklara neden olmaüriskinin genel anlamda düşük olduğunu söyleseler de daha yakından takip edilme çağrısı yapıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Ayrıca zayıflama ilaçlarının göz komplikasyonlarına nasıl yol açabileceğini anlamak için daha uzun vadeli çalışmalar yapılması çağrısında bulunuyorlar.</p>



<p>Araştırmacılar "GLP-1 RA'ların maliyeti, bu ilaçların diyabet ve komplikasyonlarının tedavisiyle ilgili maliyetleri düşürme potansiyeliyle kıyaslanmalı" diyor.</p>



<p>Son araştırmalar, önceden diyabetik retinopatisi olsun ya da olmasın, zayıflama ilaçları verilen tüm diyabet hastalarının potansiyel komplikasyonlar için düzenli taranması ve izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/zayiflama-ilaclarinin-goz-sagligini-tehdit</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 01:33:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/goz4.webp" type="image/jpeg" length="27835"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[40 Yıllık Hekimden  Öğrencilere Tavsiyeler]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/40-yillik-hekimden-ogrencilere-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/40-yillik-hekimden-ogrencilere-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, bu sene tercihini tıp fakültesinden yana kullanacak üniversite adayları için altın değerinde tavsiyeler verdi. Tıbbın sıralamadan ibaret olmadığını belirten Prof. Erdöl, “Tıbbı seçmek bir mesleği değil, bir hayat tarzını seçmektir. Sabahı olmayan nöbetleri, ertelenmiş uykuları, ama en çok da iyileşmiş bir hastanın duasını seçmektir. Bu yol, yalnızca zekâya değil, sabra, dayanıklılığa ve vicdana çıkar” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Üniversite tercih maratonunda son düzlüğe girildi. Geleceğin sağlık ordusuna katılmak isteyen pek çok aday, aslında bir meslekten çok, bir yaşam tarzını da seçecek. Tıbbın hayat boyu sürecek bir yolculuk olduğunu belirten Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, tıp fakültesi tercihinin test kitaplarının kapandığı, ama asıl sınavın başladığı nokta olduğunu söyledi.</p>



<p>Bu mesleğin sıralamadan ibaret olmadığını ifade eden Erdöl, “Tıp aklın bilgisi, kalbin terazisidir. Tıbbı seçmek bir mesleği değil, bir hayat tarzını seçmektir. Sabahı olmayan nöbetleri, ertelenmiş uykuları, ama en çok da iyileşmiş bir hastanın duasını seçmektir. Bu yol, yalnızca zekâya değil, sabra, dayanıklılığa ve vicdana çıkar” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://cdn.medimagazin.com.tr/cdn/images/kisiler/cevdet-erdol535.jpg" alt=""/><figcaption class="wp-element-caption"><em><strong>Prof. Dr. Cevdet Erdöl</strong></em></figcaption></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bilgiyle değil yürekle yapılır</strong></h3>



<p>Uzun soluklu tıp eğitiminin, yoğun çalışma temposu ve sorumluluk bilinci açısından kritik bir karar olduğunu anlatan Erdöl, “Tıp, insanın insanla imtihanıdır. Bir kalbin son çırpınışına şahit olmak, bir annenin gözlerinde umudu görmek, bir çocuğun ateşini düşürmek. Yani hekimlik yalnızca bilgiyle değil, yürekle yapılan bir meslektir. Tıp eğitimi ise bu ağır mesuliyeti taşımayı öğrenmenin ilk adımıdır” diye konuştu.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ömür boyu devam eden bir adanmışlık</h3>



<p>40 yılı aşkın hekimlik deneyimine sahip olan Erdöl, "Tıbbı seçenler bir meslek değil, ömür boyu devam eden bir adanmışlığı seçiyor. Her üniversite bilgi verir ama her üniversite iyi hekim yetiştiremez. Doğru fakülte seçimi ise dokunacağınız binlerce hayatın geleceğini etkiliyor" şeklinde anlattı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Kimler tıbbı tercih etmeli?</strong></h3>



<p>İyi hekim olmak isteyenlerin insanları, bilhassa çocukları, hayvanları ve bitkileri sevmesi gerektiğini vurgulayan Erdöl, yaratılan her şeyi yaratandan dolayı sevmenin ilk kural olduğunu vurguladı.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Empati, dayanıklılık, ilime merak şart</strong></h3>



<p>Hastanın tahlil sonucunu değil, yüzündeki kaygıyı okuyabilenlerin hekimliği seçmesi gerektiğini anlatan Erdöl, “Yoğun ders programı, sınavlar, nöbetler. Bunları ancak sabırlı olanlar kaldırabilir. Tıbbı seçenler sabırlı, zorluklara dayanıklı ve disiplinli olmalı. Tıp sürekli değişen her gün yeni bilgilerin gün yüzüne çıktığı bir alan. Seçimini bu alandan yana yapanların bilime meraklı olması, yeni bilgiler öğrenmeye açık yaşaması şart” ifadelerini kullandı. Erdöl’e göre, stresi yönetemeyenler, empati yönü zayıf olanlar, uzun eğitime tahammül edemeyenler ve yoğun tempo yerine rahat meslek arayanlar hekimliği kesinlikle seçmemeli.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Tıp teoriden ibaret değil</h3>



<p>Tercih maratonu 14 Ağustos'ta sona erecek. Tercihi tıp fakültesinden yana olanlara bazı tavsiyeler veren Erdöl, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>



<blockquote class="wp-block-quote">
<p>“Fakültenin sağlayacağı imkânlar, eğitim kalitesi ve mezuniyet sonrası açacağı yollar önemli. Temel tıp laboratuvarları ve anatomi mesleğin temelini oluşturur. Bu yüzden laboratuvarlarda deney imkanı ve bilhassa kadavra eğitimi, ileride büyük avantajlar sağladığı için tercih öncesi fakültelere kadavra eğitimi mutlaka sorulmalı. Tıp teoriden ibaret değil. Erken dönemde hasta görebileceğiniz, geniş kapasiteli araştırma ve uygulama hastanelerine sahip fakülteler, mesleki uyumu kolaylaştırır. Ayrıca eğitim verecek hocaların yetkinliği, öğrenciye yaklaşımı ve klinik deneyimi, tıp eğitiminin niteliğini ortaya koyar. Ülkemizde tıp eğitiminin kökleri 1827’de açılan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye uzanıyor. Bu köklü mirası geleceğe taşımak için tıbbı seçen gençlere en iyi eğitimi sunmak şart."</p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Bilimsel üretkenlik önemli</strong></h3>



<p>Tıp fakültesi tercihlerinde uluslararası imkanların yanı sıra akreditasyon, şehir ve yaşam koşulları, teknolojik altyapı da kritik öneme sahip. Henüz akredite olmamış yeni fakültelerin kadro, müfredat düzeni ve uygulama imkânlarının yakından incelenmesi gerektiğini hatırlatan Erdöl, “CWTS Leiden, QS World University Rankings, Shangai Ranking, Times Higher Education (THE) gibi uluslararası derecelendirme kuruluşları, üniversiteleri bilimsel üretkenlik, akademik itibar, araştırma etkisi ve uluslararası görünürlük açısından değerlendiriyor. Bazı üniversiteler genel sıralamada orta seviyede olsa da sağlık alanında çok önde olabiliyor. Ulusal sıralamalar olarak bilinen YÖK Atlas verileri, fakültelerin öğrenci tercih yoğunluğunu ve TUS başarı oranlarını gösteriyor” değerlendirmesi yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/40-yillik-hekimden-ogrencilere-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 01:30:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/anatomi-tip-ogrenci3.webp" type="image/jpeg" length="41538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkâri’de Çocuğa Şiddet İddiası: Uzman Çavuş Bugün Mahkemeye Sevk Ediliyor]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/hakkaride-cocuga-siddet-iddiasi-uzman-cavus-bugun-mahkemeye-sevk-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/hakkaride-cocuga-siddet-iddiasi-uzman-cavus-bugun-mahkemeye-sevk-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkâri’de 10 yaşındaki Elyasa Taş’ın bileğini kırdığı iddia edilen uzman çavuş, gözaltına alındı. Geçtiğimiz gün Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü bahçesinde meydana gelen olay, kamuoyunda büyük tepki toplamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>İddiaya göre, bisiklet süren Elyasa Taş’ın uzman çavuşun eşine çarpması üzerine sinirlenen şüpheli, küçük çocuğu sert şekilde yere fırlattı. Düşmenin etkisiyle bileği kırılan minik Elyasa ameliyata alınmıştı.</p>



<p>Olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan uzman çavuş, emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edilecek.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/Screenshot_2025-08-14-09-49-58-517_com.android.chrome-edit-901x1024.jpg" alt="" class="wp-image-9252"/></figure></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Üst Manşet, Asayiş</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/hakkaride-cocuga-siddet-iddiasi-uzman-cavus-bugun-mahkemeye-sevk-ediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 10:15:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/IMG_20250814_094709.jpg" type="image/jpeg" length="18782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari ve Van Ağalarının Yapamadığını Şemdinli Belediye Başkanı Fahri Şakar Yaptı]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/hakkari-ve-van-agalarinin-yapamadigini-semdinli-belediye-baskani-fahri-sakar-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/hakkari-ve-van-agalarinin-yapamadigini-semdinli-belediye-baskani-fahri-sakar-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yılların Husumeti, Birlik Sofrasında Sona Erdi</strong><br>Hakkari ve Van’da kimi zaman onlarca yıl süren kan davaları, toplumun en büyük yaralarından biri olmayı sürdürüyor. Bölgedeki birçok ağa ve kanaat önderinin çözüm için sahaya inmediği bu dönemde, Şemdinli Belediye Başkanı Fahri Şakar örnek bir adım attı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/IMG-20250811-WA0014-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-9200"/></figure>



<p><strong>Başkan Şakar, Barış İçin Ön Saflarda</strong><br>Uğuraçan bölgesinde yıllardır süren, Tekin ve Sebik aileleri arasındaki husumet; Belediye Başkanı Fahri Şakar, İlçe Başkanı ve kanaat önderlerinin yoğun çabalarıyla sona erdi. Taraflar, Başkan Şakar’ın öncülüğünde bir araya gelerek barış yemininde bulundu.</p>



<p><strong>Kardeşlik ve Birliktelik Mesajı</strong><br>Barış buluşmasında iki aile, el sıkışarak aralarındaki tüm kırgınlıkları geride bıraktıklarını ilan etti. Başkan Şakar, burada yaptığı konuşmada birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yaparak, “Bu topraklarda artık kan değil, sevgi ve barış filizlensin” mesajı verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://ajans30com.teimg.com/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/IMG-20250811-WA0016-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-9201"/></figure>



<p><strong>Ağalara Örnek Oldu</strong><br>Bölgede düğünlerde halay başında görünen ancak kan davalarının bitirilmesi konusunda sessiz kalan birçok ağaya rağmen, Fahri Şakar’ın bu başarısı halk arasında takdirle karşılandı. Vatandaşlar, “Yıllardır beklediğimiz adımı başkanımız attı” diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.</p>



<p><br>Hakkari ve Van’da barış için çaba göstermeyenlere en net cevap, Şemdinli’den geldi. Belediye Başkanı Fahri Şakar, yalnızca ilçesi için değil, tüm bölge için örnek teşkil edecek bir barışa imza attı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/hakkari-ve-van-agalarinin-yapamadigini-semdinli-belediye-baskani-fahri-sakar-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 13:57:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/IMG_20250811_135630.jpg" type="image/jpeg" length="50100"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bartın’dan Erdoğan’ın Hakkari Kararına Sert Tepki: “Doğayı Koruma Değil, Gasp Planı!”]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/bartindan-erdoganin-hakkari-kararina-sert-tepki-dogayi-koruma-degil-gasp-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/bartindan-erdoganin-hakkari-kararina-sert-tepki-dogayi-koruma-degil-gasp-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cilo ve Mêrgabütan Kararına İlk Siyasi Tepki Hakkari’den Geldi</strong><br>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 6 Ağustos 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararla Hakkari’nin Cilo Dağları ve Mêrgabütan Yaylası “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” ilan edildi. Kararın yankıları sürerken, ilk sert siyasi tepki Hakkari Milletvekili Öznur Bartın’dan geldi.</p>



<p><strong>“Halk Dışlandı, Sınırlar Ankara’da Çizildi”</strong><br>Bartın, kararın hazırlanma sürecinde hiçbir yerel katılım mekanizmasının işletilmediğini belirterek, “Ankara’dan çizilen sınırlarla doğaya mülkiyet haritası çıkarıldı. Bu sadece çevresel değil, yönetsel ve sosyolojik bir müdahaledir” dedi. Cilo ve Mêrgabütan’ın binlerce yıldır halk tarafından kullanılan yaylalar ve yaşam alanları olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p><strong>“Ekoturizm Maskesiyle Sermaye Genişliyor”</strong><br>Bartın, koruma adı altında sermayeye alan açıldığını savunarak, turizm yatırımları adı altında yapılacak yolların, otellerin, enerji hatlarının ve tesislerin doğayı geri dönülmez biçimde tahrip edeceğini söyledi. “Ekoturizm denilen şey, burada ekolojik yıkıma dönüşmek üzere hazırlanıyor” ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>“Gerçek Koruma Yerel Halkla ve Doğayla Birlikte Yapılır”</strong><br>Kararın, doğayı korumaktan ziyade doğayı ticarileştirmeyi amaçladığını belirten Bartın, gerçek korumanın halkla birlikte, doğanın döngüsüne saygı duyarak yapılması gerektiğini ifade etti. “Doğayı bir sermaye nesnesine dönüştürmek değil, onunla uyum içinde yaşamak gerekir” dedi.</p>



<p><strong>“Cilo Cilo Kalsın, Mêrgabütan Yaşasın!”</strong><br>Öznur Bartın, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı: “Doğa satılamaz, parsellenemez, haritalarla yönetilemez. Cilo Cilo olarak kalsın, Mêrgabütan halk için, doğa için yaşasın! Bu dağlara turizm projeleri değil, yaşam hakkı yakışır.”</p>



<p><strong>Ne Olmuştu?</strong><br>6 Ağustos 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Hakkari’nin Cilo Dağları ve Mêrgabütan Yaylası, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edildi. Haritalarla sınırları belirlenen bu karar, bölgeyi turizm yatırımlarına açmayı amaçlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Gündem, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/bartindan-erdoganin-hakkari-kararina-sert-tepki-dogayi-koruma-degil-gasp-plani</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Aug 2025 13:40:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/08/63590.jpg" type="image/jpeg" length="28760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkari’de Yüzlerce Mühendis İşsizken HATSO Neden Sadece Bir İsme Yetki Veriyor?]]></title>
      <link>https://www.ajans30.com/hakkaride-yuzlerce-muhendis-issizken-hatso-neden-sadece-bir-isme-yetki-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ajans30.com/hakkaride-yuzlerce-muhendis-issizken-hatso-neden-sadece-bir-isme-yetki-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HATSO’da Tek İsim Tartışması</strong></p>



<p>Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası’nda (HATSO) ortaya atılan iddialar kentte büyük tepkiye yol açtı. İddiaya göre HATSO, tüm meslek gruplarına ait kapasite raporlarını hazırlama işini tek bir isim, B.Ç. üzerinden yürütüyor. Dosya başı 31 bin TL’lik rapor ücretleri neden sadece tek bir kişiye yönlendiriliyor? Hakkari’de onlarca diplomalı mühendis işsizken, neden fırsatlar paylaşılmıyor? Bu sorular kentte yankı bulurken, kararın arka planı tartışma konusu oldu.</p>



<p><strong>Tüm Meslek Grupları Tek Elde: Diğer Mühendisler Neden Dışlanıyor?</strong></p>



<p>İddialara göre HATSO, aşağıdaki alanlarda yapılması gereken kapasite raporlarının tamamını tek bir kişiye yönlendirmiş durumda:</p>



<p>İnşaat ve yapı mühendisliği</p>



<p>Elektrik ve elektronik mühendisliği</p>



<p>Makine mühendisliği</p>



<p>Gıda mühendisliği</p>



<p>Maden mühendisliği</p>



<p>Harita ve kadastro</p>



<p>Çevre mühendisliği</p>



<p>Ziraat mühendisliği</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>



<p>Kimya ve tekstil sektörleri</p>



<p>Enerji ve doğal kaynaklar danışmanlığı</p>



<p>Proje hazırlama ve ruhsatlandırma raporları</p>



<p>Kentte bu alanlarda eğitim almış yüzlerce mühendis iş ararken, tüm yetkinin tek bir isimde toplanması kamuoyunda “fırsat eşitsizliği ve kayırmacılık” eleştirilerini güçlendirdi.</p>



<p><strong>Peki B.Ç. Hangi Alanda Uzman? Diğer Gruplardan Ne Anlıyor?</strong></p>



<p>Vatandaşlar ve mühendisler şu soruları soruyor:</p>



<p><strong>B.Ç. hangi alanda mühendis veya uzmandır?</strong></p>



<p>İnşaat, gıda, maden, elektrik gibi birbirinden farklı meslek gruplarında tek bir kişi nasıl yeterli bilgiye sahip olabilir?</p>



<p><strong>Neden her alanda uzman mühendisler istihdam edilerek daha sağlıklı ve adil bir sistem oluşturulmuyor?</strong></p>



<p>Uzmanlar, kapasite raporlarının teknik ve mesleki bilgi gerektirdiğini, tek bir kişinin onlarca farklı alanda sağlıklı değerlendirme yapamayacağını vurguluyor. Buna rağmen tüm raporların tek kişiye verilmesi “profesyonellikten uzak ve hakkaniyetsiz” bir yaklaşım olarak eleştiriliyor.</p>



<p><strong>31 Binlik Raporlar Tek Kişiye: Kazanç Yüz Binleri Buluyor</strong></p>



<p>HATSO’nun belirlediği dosya başı 31 bin TL ücret dikkate alındığında, tek bir kişinin sadece 5 kapasite raporuna bakması 155 bin TL, 10 rapora bakması 310 bin TL gelir anlamına geliyor. Bu durum, “neden bu büyük gelir fırsatı sadece bir kişiye sağlanıyor, diğer mühendisler neden dışlanıyor?” sorularını gündeme taşıyor.</p>



<p><strong>İstihdam Kapıları Kapalı, Tepkiler Büyüyor</strong></p>



<p>Hakkarili mühendisler, “Bizler yıllarca okuyup bu meslekleri öğrendik ama odanın kapıları bize kapalı. Neden her rapor için alanında uzman mühendis alınmıyor? Neden iş tek bir kişiye bırakılıyor?” diyerek tepkilerini dile getiriyor.</p>



<p><strong>Şeffaflık Çağrısı</strong></p>



<p>Vatandaşlar ve meslek sahipleri, HATSO’dan bu kararın gerekçelerini açıklamasını ve sistemi şeffaf hale getirmesini talep ediyor. Kamuoyunda sıkça sorulan soru ise net:<br>“Bu işler tek kişinin tekeline verilecekse, HATSO’nun diğer mühendisler için varlık sebebi nedir?”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hakkari, Gündem, Üst Manşet</category>
      <guid>https://www.ajans30.com/hakkaride-yuzlerce-muhendis-issizken-hatso-neden-sadece-bir-isme-yetki-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 13:56:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ajans30com.teimg.com/crop/1280x720/ajans30-com/wp/uploads/2025/07/hisarciklioglu-hakkari-ye-geliyor-6086951_amp.webp" type="image/jpeg" length="27809"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
