Hakkari’nin dağlarına düşen kar gibi sessizdi yıllarca halkın devletten beklentisi. Çok şey istemiyorlardı aslında. Yalnızca bir ses, bir selam, bir dinleyen… Göreve başladığı ilk günden bu yana bu sessizliğe kulak veren biri var artık: Vali Ali Çelik.
O, sadece şehrin valisi değil; aynı zamanda yolları yürüyen, kapıları çalan, yüzlere bakan, gözlere umut bırakan bir hikâyenin kahramanı. Gelişiyle birlikte değişen sadece yönetim anlayışı değil, insanların yüreğinde uyanan bir şey oldu: “Devlet beni görmeye geldi.”

Bugüne dek Hakkari’de fazla vatandaşla birebir görüşen Vali Çelik, makamda oturmak yerine sokak sokak geziyor. Bir gün bir okulda çocuklarla gülüyor, ertesi gün bir kahvehanede yaşlılarla dertleşiyor. Ama belki de en çok konuşulan an, o tandır başında yaşanan…

Bir mahallede, toprak bir sokakta, taş duvarların gölgesinde ekmek pişiren kadınların yanına yaklaştı sessizce. Duman tüten tandırın başında ter içinde çalışan kadınlar önce şaşkınlıkla baktı, sonra gülümsedi. Onlardan biri gözlerini kaldırdı ve dedi ki:

“Ben 50 yaşındayım… İlk defa bir vali gördüm. Hem de tandır başında geldi yanımıza.”
O an durdu zaman. O tandırın başında devletle halk göz göze geldi. O sözde yılların suskunluğu, görülmemenin burukluğu, ama en çok da yeniden hissedilmenin sevinci vardı.

Vali eğildi, kadınlarla oturdu, dinledi. Çocuklarının okulunu, evin geçimini, kışın gelen soğuğu, yazın eksik suyu… Her kelime bir acıydı, ama o anda her cümle bir çareye dönüşebilecek bir umuttu.

Vali Ali Çelik şöyle diyor:
“Devlet dediğimiz şey; sadece bir binanın, bir evrakın, bir masanın adı olmamalı. Devlet; bir annenin sofrasında, bir çocuğun gözlerinde, bir yaşlının duasında olmalı.”
Ve Hakkâri halkı bugün bunu söylüyor: “İlk kez dinleniyoruz. İlk kez birileri bizden korkmadan, çekinmeden, bizim gibi davranarak yanımıza geliyor.”
Çünkü artık Hakkari’de sadece dertler konuşulmuyor. Umut da var, iyilik de. Çünkü o tandırın başında yanan sadece ekmek ateşi değildi…
Orada yanan şey, yıllarca soğuyan devlet-millet bağının yeniden ısınmasıydı.





