Hakkari’nin kalbinde, en işlek caddelerde kaldırım ortasına bırakılan ve adeta “ucube” gibi duran VEDAŞ’a ait elektrik trafoları, hem şehir estetiğini yerle bir ediyor hem de vatandaşların güvenliğini tehdit ediyor. Kaldırımları işgal eden bu yapılar, VEDAŞ’ın Hakkari halkına yönelik umursamaz ve keyfi yaklaşımının açık bir göstergesi haline geldi.

Kaldırımlar Yaya İçin Değil, VEDAŞ’ın Ucubeleri İçin!
Şehir merkezindeki kaldırımlar yayalar için değil, VEDAŞ’ın çirkin ve yerleşim kurallarına aykırı şekilde konumlandırdığı trafolar için kullanılıyor adeta. Özellikle Bulvar Caddesi ve buna benzer yoğun geçiş noktalarında, kaldırımların ortasına konan bu yapılar, bebek arabasıyla, yaşlı ya da engelli bireylerle yürümeyi imkânsız hale getiriyor.

Açık Kapaklar, Telle Tutturulmuş Trafolar: Tehlike Göz Göre Göre Geliyor
En az görüntü kirliliği kadar vahim olan bir diğer konu ise trafoların fiziksel güvenlik durumu. Birçok trafo kapağının açık olduğu ya da tel parçalarıyla alelacele kapatılmaya çalışıldığı görüldü. Bu durum, özellikle çocuklar için büyük bir ölüm riski taşıyor. Elektrik akımına karşı korumasız bırakılan bu yapılar, kent merkezinde potansiyel bir faciaya davetiye çıkarıyor.

VEDAŞ Halkı Hiçe Sayıyor: Şehir Planlaması Umurunda Değil
VEDAŞ’ın bu uygulaması, sadece bir estetik sorun değil; aynı zamanda halkın yaşam hakkını, yaya güvenliğini ve kent düzenini hiçe sayan bir anlayışın ürünüdür. Enerji altyapısını düzgün bir şekilde yerleştirmekle yükümlü olan bir kurumun, böylesine sorumsuz bir yaklaşımı kabul edilemez.

Hakkarililer Tepkili: “Bu Şehir Sahipsiz Değil!”
Vatandaşlar, VEDAŞ’ın bu vurdumduymazlığına tepki göstererek, “Bu şehir sahipsiz değil, biz bu rezilliği hak etmiyoruz!” diyerek yetkilileri göreve çağırıyor. Trafoların kaldırımlardan kenara alınması, tehlike arz edenlerin derhal güvenlik altına alınması ve şehir estetiğine uygun şekilde yeniden planlanması talep ediliyor.

VEDAŞ Sessiz, Tehlike Büyüyor
VEDAŞ’ın kamuoyundan gelen tepkilere rağmen sessizliğini koruması ise ayrı bir tepki konusu. Halk, “Bir faciadan sonra mı müdahale edilecek?” sorusunu sorarken, bu ilgisizliğin kurum itibarı açısından da büyük bir kayıp yarattığı ifade ediliyor.
