Bu Nasıl Kader: Hakkâri Halkı Bu Çileyi Hak Etmiyor
Bu Nasıl Kader: Hakkâri Halkı Bu Çileyi Hak Etmiyor
İçeriği Görüntüle

Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin, Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesi yerleşkesine bitişik konumda faaliyet gösteren beton santralinin çevresel etkilerini Meclis gündemine taşıdı. Bartin, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yazılı olarak yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi sundu.

“Mesele Ruhsat Değil, Yaşam Hakkıdır”
Önergede, beton santralinin çevresel etkilerinin basit bir ruhsat ve izin meselesi olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Hapishanelerin, bireylerin kendi yaşam koşulları üzerinde tasarruf imkanının ortadan kalktığı kapalı kurumlar olduğuna dikkat çeken Bartin, devletin bu alanlarda yalnızca düzenleyici değil; önleyici ve koruyucu bir sorumluluğa sahip olduğunu ifade etti.
Beton santrallerinden kaynaklanan PM2.5 ve PM10 düzeyindeki partikül maddeler ile kristalin silika içeren tozların; solunum yolu hastalıkları, kronik akciğer rahatsızlıkları, kardiyovasküler sorunlar ve psikolojik stresle ilişkilendirildiğini belirten Bartin, kapalı alanlarda uzun süreli maruziyetin risk katsayısını artırdığına işaret etti.

Cezaevi gibi mekânsal olarak sınırlı alanlarda bu riskin daha yoğun hissedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğu kaydedildi.

Kurumlar Arasında Yetki Yazışmaları
Sürece ilişkin olarak Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) 28 Kasım 2025 tarihinde yaptığı başvuruların ardından çeşitli kurumlar arasında yazışmalar gerçekleştirildiği aktarıldı.

Bolu İl Özel İdaresi tesisin belediye sorumluluk alanında bulunduğunu belirtirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü santralin mevcut çevre izinlerine sahip olduğunu bildirdi. İl Sağlık Müdürlüğü ölçüm yetkisinin çevre ve belediye birimlerinde olduğunu ifade ederken, İl İnsan Hakları Kurulu teknik inceleme yapılmasına karar verdi.

Ancak bugüne kadar somut, bağımsız ve akredite ölçüm sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmadığına dikkat çekildi.

“İhtiyat İlkesi Gereği Derhal Önlem”

Önergede, Anayasa’nın 17 ve 56’ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesi birlikte değerlendirilerek, devletin yalnızca zarar doğduktan sonra değil; öngörülebilir ve önlenebilir riskler karşısında da aktif yükümlülük taşıdığı vurgulandı.

İzin belgelerinin varlığının, fiili maruziyet düzeylerinin insan sağlığı açısından güvenli olduğunu kendiliğinden kanıtlamadığı ifade edilirken; güncel, bağımsız ve şeffaf ölçümlerin yapılması ve sonuçlara göre bağlayıcı tedbirlerin gecikmeksizin uygulanması gerektiği belirtildi.

Bakanlığa Yöneltilen Kritik Sorular

Milletvekili Bartin, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye şu soruları yöneltti:

Belediye denetimleri yalnızca evrak kontrolü mü içermektedir, yoksa hapishane sahasında gerçek zamanlı ölçüm yapılmakta mıdır?
Tesisin hapishaneye bu denli yakın konumda ruhsatlandırılmasında hangi kamu yararı değerlendirmesi esas alınmıştır?
Mahpusların yaşam ve sağlık hakkını tehdit eden bir faaliyet söz konusuysa, belediyenin tesisi kapatma ve faaliyetini tamamen sonlandırma yetkisi bulunmakta mıdır?
Bu yetki mevcut ise bugüne kadar neden kullanılmamıştır?
Mahpus güvenliği gereği tesis derhal kapatılacak mıdır?
Cezaevi yerleşkesine bitişik santrale ilişkin tartışmanın, yalnızca çevresel bir denetim meselesi değil; doğrudan yaşam ve sağlık hakkı ekseninde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Meclis gündemine taşınan önergeye Bakanlığın vereceği yanıt merakla bekleniyor.